Hasret
Serpildi bahçemde güllerim
Seni hep hasretle özlerim
Haber ver geleceğini sevgilim
Gonca gülleri yoluna sererim
Feda olsun sana bütün güllerim
Yeter ki bitsin hasret günlerim
Bir daha arayı açmayalım sevgilim
Hasretle al yanaklarından öperim
Hasretim Sana
Bir anda gördüm seni
Hala gözlerimin önünden gitmiyorsun
O bakışların
O gülüşün
Adeta içimi kasıp kavuran
Bir fırtına gibi
Gelip yanımdan geçişin
Bir anda acaba ben öldüm mü diye düşündüm
Aniden kalbimin çııılğına dönmüş bir canavar gibi
Çarpması ölmediğimin bir göstergesiydi adeta
Ama bir daha görebilrmiyim seni
Bilmiyorum ……
Hasretin Yeter
Özlediğim yarınların ötesinde kalan umutlardır.
Bekleyişim gelişin değil hasretini göndermendir.
Belki hasretin senden yakındır bana,
istediğim cemalin değil, kalbinin çarpması da yeter.
Belki ben sana yakınım kalbinden de öte.
Hasretle Can Türkistan`ın Yoluna Bakarım
Asırlar önce çıkmış olsak da ata yurttan,
Türkoğlu hep hasret çekerek, bekler görmeyi
Aksakallı bilgeler yorulmaz anlatmaktan,
Destanı, ağıtı, örfü, âdeti, töreyi,
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
Tarihte yoktur, görülmedi emsali yeri,
Başta Komutan Kürşat, dört yanında kırk çeri,
Çinin sarayını basarak, girdi içeri,
Kahramanca savaştı, oldu Türkün önderi.
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
Türkistan âlimlerin ocağı, yurdu oldu,
Bilgi tasavvuf ile gönüller hep den doldu,
Başta Buhara, Kaşgar, ilime giden yoldu,
Edip Ahmet, Yesevi önce huzuru buldu.
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
Türkistan şehri Ulu Türkistanın kalbidir.
Beşbalık, Aksu, Hotan, Turfan şehirleridir.
Urumçi görkemli Türkistanın başşehridir.
Türkün atası Oğuz Hanın doğduğu yerdir.
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
işgalci Çin Türkün yurduna baskı kursa da,
Doğu Türkistanı Sinciang diye ansa da,
Dünden bugüne dek zulümleri artırsa da,
Ulu Türkistan bir gün hür olacak Asya da
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
Uygur Türkü yeniden dirilip, şahlanacak,
Dökülen şehidin kanı yerde kalmayacak
Ay yıldızlı, Gök bayrak, gökte dalgalanacak.
Güzel Türkistan, hep ata diyarı kalacak.
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
O, şanlı günler, elbet bir gün geri gelecek.
Bahçelerin de yeniden bülbüller ötecek.
Geçmişte hep yaşandı, Asya bunu görecek.
Osman Batur, isa Yusufun ruhu gülecek.
Gurbete düştüm, yaban ellerde hep ağlarım,
Hasretle Can Türkistanın yoluna bakarım.
Gurbet Akşamları
Sarar ruhumu derinden hüzün
Düşünürken yine çilesini hasretin
Gözlerim buğulu yürek yaralı
Beklerken vuslatını* yeni sabahın
Benden uzaktasın ey ata diyar
Hasretim senin dağ, taş, ova çölüne
Gelsem koynuna koysam başımı
Bostanında boy tutmuş al elvan gülüne
Gökyüzünde parlayan her bir yıldız
Canlandırır hatıramda yaz gecelerini
Seyrine doyumsuz sema rakkasının
Ruhuma kazıdığı her hecesini
Şimdi benden uzaktasınız ey sessiz geceler
Yalnız halimle gurbette düşlerim sizi
Hani o çok sevdiğim canım cananım
Dilediğim Mevladan kavuşturması huzurunda bizi
Lanet Olsun
Lanet olsun icimdeki sevgiye
Lanet olsun seni tanidigim güne
Hersey yalan oldu yazik emegime
Lanet olsun ardindan agladigim günlere
Deymezmis senin gibi seytana
Yazik gecen güzelim yillarima
Sandinki senden iyisi cikmazdi karsima
Lanet olsun senin gibi hayasiza
Kendini kaf daginda sandin
Hayat sensiz yasanmazmi sanirdin
Bak ayaktayim beni yikamadin
Senin icin hep aglarmi sandin
Hasret
Bir yaz günü cehennemi sıcağında
Bir damla suya hasret çeken
Çiçek gibiyim.
O çölde ki seraplar gibi
Her köşede senin hayalin saklı
Ve ben bir damla sevgine muhtaç
Ve ben bir damla sevginden uzak
Gel ey sevgili
Gel gir kalbime kur tahtını
Gel ki sevda bahçem kuraklaşmasın
Sevgiye hasret
Sana hasret geçmesin günlerim
Hasretin yakıp kavurur yüreğimi
Can atıyorum sana kavuşmaya
Bir gün gelirsek karşı karşıya
Elimde bir demet çiçeğim olmalı
Sana olan sevgimi anlatan
Aşk bahçemizi hiç usanmadan
Kanımla, gözyaşımla suladığım
Bir demet çiçeğim olmalı
Ve sana sunmalı
Her bir çiçekte mana olmalı
Sana kendimi anlatacak sümbül.
Boynu büküklüğümü, hasretimi
Simgeleyen sarı gül olmalı
Sana olan sevgimi
Sana olan aşkımı anlatacak
Kırmızı güller, kıpkırmızı laleler olmalı
Her biri birer mana taşımalı
Gözlerinde yaş
Kalbine sevgi doldurmalı
Dedim ya her birin de mana olmalı
Ey sevgili kalbimde ki yerin
İstila edilmiş
Yüreğim serserileşmiş
Keşmekeşler gibi
Gönülden gönüle uçuvermiş
Mahzun bu ellerde
Baş köşeye kurulmuş bütün dertlerim
Eziyorlar, yoruyorlar benliğimi
Bir türlü kendime gelemiyorum
Kendime gelemediğim gibide
Sana dönemiyorum
Kalbimin hepsini istiyorlar ey sevgili
Sana olan aşkımı istiyorlar
Sana olan sevgimi istiyorlar
Tek başınayım bu fani dünyada
Beni bırakma ne olur
Bana bırakma beni
Ne olur yudum yudum iç sevgimi
Ey sevgili kurtar beni gidenlerin elinden
Senin aşkına yoldaş olup
Sende bulayım kendimi
Birer birer soluyayım
Ve her zerreni hissedeyim senin
Ey sevgili
Bıktım artık sahte sevgilerden
Gözümde yoğunlaşan hasretinden
Ve ilmik ilmik dokuduğum isminden bıktım
Bıktım sensiz geçen her günümden
Sensiz soluduğum hava boğuyor beni
Bunaldım hesapsız hasretinden
Bıktım ey sevgili
Seni anınca, sevgini anınca titremeyen
Kalbimden de bıktım.
Hasret
İstemiyorum güneş doğmasın,
Karanlıklar diyarında
Sabah olmasın,
Sokaklar dertle dolsun,
Dertler sırdaşım olsun.
Kaldırımlar acıyla dolsun,
Acılar yoldaşım olsun.
Kelimeler bile çelişkide,
Ya sev ya da sevme,
Ama kalbime düğümlenmiş kelime,
Hep seninle, hep senin sevginle,
Boyun eğmediğim hasretine,
Yanardağ misali gönlüme,
Bir sen bir de sevgin sığdı ancak.
Düşünmek istemiyorum,
Hayal etmiyorum sensiz günleri,
Bitsin derken artık hasrete,
Yeter derken çektiğim ızdıraba,
Bilemezdim ey sevgili,
Zaten senle bile sana hasret,
Zaten senle bile hep ızdırap,
Yarınlar artık karanlık günler ,
Güneş doğmuyor küçük odama,
O karanlık zindanda ışığını arayan
Zavallı aşk mahkumu halinde,
Senle geçirdiğim o günlere hasret,
Senle sıcacık gecelere hasret,
Hasret ve hep sana hasret
Hasret
Duvarlarını hayalinle süslediğim şu odada,
Geceler hiç böylesi dar gelmemişti ruhuma.
Gözümden akan her damla gidişini anlatırdı da,
Hasret hiç bu kadar ağır gelmemişti bana.
Yokluğunun her satırı özlem kokardı sayfalarca,
Tek kadeh içmeden beni vuran sarhoşluğum da.
Yazdığım her şiir döneceğini anlatır şimdi ama;
Beklemek hiç bu kadar zor gelmemişti bana.
Hasret ki
hasret belirir uzaktan
acımasızca yürür üstümüze
ben canana hasretken
özlem girer yüreğimize.
beklenen,aranan o,her zaman her yerde
acıtır can evimizi inceden inceye
vuslat sıcacık sarar,şifadır aşkımıza
derken zaman değiştirir bakışımızı
alışkanlık,bıkkınlık verir gönlümüze.
hasret ki
kimi sevgiliye,kimi zenginliğe,kimi her neyse
davetsiz misafir gibi girer gönlümüze
Hasretin
Zaman benim için durmuştu artık,
Sensiz nefes alamıyordum sanki…
Hoyrat rüzgarlarda savruluyordu ruhum,
Çaresiz izliyordum,çaresizliğimi…
Özlemin çığ gibi büyürken her saniye,
Biraz daha tükendiğimi hissediyordum…
Aşkın darağacında sallanırken sevdam,
Ümitler birer birer uçuyordu penceremden…
Her baktığım yüzde seni görüyordum,
Ve her duada seni istiyordum Rabbim`den…
Yokluğunu hissederken varlığımın her zerresinde,
Hasret yağmularıyla ıslanmıştı bu beden…
Hasretiyle Onu Anarken!
Öksüz
Bir yüreğin sahibiydi
Elbette yetmezdi birde yetimdi
Masumluğunun
Her bir zerresi onun
Gönül ikliminde kaimdi sessizdi
Sakinliği
Vakarındaydı unutulmaya
Yüz tutan tebessüm onun asla
Vazgeçilmez
Kanaatiydi biliyordu ki
Masrafsız bir ikramdı en şedit
Kalpleri
Açacak anahtardı
Niye esirgenir ki verilen rahmetti
Rahmetten
Habersiz gönüller şerdi
Şerrin içinde kilitlenmiş cahillerdi
Ne kadar
Gayret gösterdiyse yetmedi
Dışlandı, horlandı, hakir görülendi
Sabır
Dilemeli, metaneti seçmeliydi
Nitekim şeksiz şüphesizde öyle yaptı
Hak adına,
Hakikat namına ne varsa
Uykusuz gecelerinde donanıyordu
insan
Kimliğinde hiç bir insanın
Asla ve kata tahammül edemeyeceği
Cefayı bir
Aşkın sevdalısı olarak yaşıyor
Her sıkıntıyı, reva görülen her ezayı
Hareket
Ve kuvvetin gerçek sahibinin
Yakinen bildiğini biliyordu şükrediyordu
Öyle bir
Vakit geldi ki takat tükenirdi
En sevdiği hayatını vakfettiği asudesi
Gönlünün
Ehli sahavet timsali insan
ilk işvereni ilk gönlüne giren kişiydi
Kadınların
Namütenahi temsilcisiydi
O hep verendi hiç esirgemeyen biriydi
ilk inanan
Bir kadın Ahsen’i takvimdi
Mühlet bitmişti en sevdiğini bırakmıştı
Hakka
Teslim olmuştu o yalnız kalmıştı
O kadar çok mahzunluğu yaşıyordu ki
Aynı zaman
Diliminde birde hamisi olan
Amcası vefat edince efkâr perdelemişti
Şerrin,
Cehaletin, zilletin her adavetin
Mümessilleri saldırıyı çok artırmışlardı
O rahmet
Vesilesi insan hayli daralmıştı
Niyetlenmişti hısımlarının bulunduğu
Taife
Gitmeliydi belki orada ferahladı
Ama olmadı hadsizce kandırılan küçük
Zavallı
Çocukların taş yağmuru altındaydı
Yaralanmıştı kan akıyordu yorulmuştu
Yol arkadaşı
Çaresizdi elinden sadece gelen
Kedini siper ederek o acıyı azaltmaktı
Bu o kadar
Vahim ve acı bir durumdu ki
Cebrail bile dayanamadı anında yanındaydı
Kâinatın
Hâkiminin neler yapacağını anlattı
Rahmet vesilesi kutlu insan dayanamazdı
Aman Yarabbi
Onlar bilmiyorlar ne olur affet
Onların neslinden nice insanlar inanacaklar
Ben razıyım
Onlardan sende razı ol dedi
Azabın şiddetiyle gelmesini engellemişti
işte böyle
Bir peygamberdi efendimiz
Mürşidi kâmilin vurana elsiz sövene dilsiz
Derken rahmet peygamberini aksediyordu…
Hasret Mektubu
Gittiğim arpa boyu yol şaşar kalırım.
Her biten gün Dicle’den bir milim yol alırım.
Her biten gün ufukta bir ümit ışığıdır.
Alında birikense zamanın kırışığıdır! .
Uzaklarda bir baykuş öter bir çakal ulur.
Dalmaya görsün insan bu girdapta boğulur! .
Zift gibi örtüverir her bir yanı karanlık.
Düşünmesem ne olur istanbul’u bir ânlık.?
Her akşam bir yıldız kayar gökyüzünden.
Dağlar dolusu selâm biricik öksüzünden!.
Hasretimsin
hasretimsin gelmeye kıyamadıgım
bedenimsin ölmeye kıyamadıgım
bana yazılan yazısın silmeye kıyamadıgım
bir rüzgar gelir alır götürür beni
sensizligin son gecesine
içime kurt yalnızlıgı düşer o gece
gülmeye çalışır gözlerim ama gülemez
susmaya çalışır yüregim ama susamaz
sadece sana seslenir yalnız senin için…
eheza.hubeyt
HYK
Hasret
Koparıp gökleri yere çaldım hasretinden
Denizler kabardı taşlar söküldü yerinden
Esir kaldım
Çaresizlik diz boyu
Sana koşmak istedim
Sana karışmak istedi ruhum ama�
Sen göklerin yedi rengi
güneşin sekizinci parçası
Yüreğimin sevinci,hayatımın yapı taşı oldun
Karıştı alem,kimse ses vermedi sesime
Yalnız yürüdüm bu yolda
Yapraklar tuttu ağaçlardan düşen tomurcukları
Lanet ettim kendime�
ve�
Bir köşeye kurulup öylece sessiz sessiz ağladım
Duyan yok ki feryadımı
Bir çığlık oldu düşüm
Ranzamın sol ayağında�
�����.
Derin bir nefes çektim geceden
Ciğerlerim söküldü ansızın
Bir kervana yol gösteren bu gözlerim
Sonsuz bir girdaba kapıldı
Kaybettim sana ait yanımı
Hüzünbaz bir kuş çaldı seni,
bilmem
Hangi iklimde arasam Saçından düşen siyah karanfili?
Yol verse gün ağartısı hıçkırık salarım vadine
Ama biliyorum ki
vadinden kervan geçmez bu mevsimde�
senden son dileğim;
Sana uzanan bu eli sakın geri çevirme
Çünkü bu el sana muhtaç
Senin sevgine de muhtaç ey sevgili!
Hasretini Bulamıyorum
Sen şimdi uyuyorsun benden uzak,
Soğuk bir kentte, soğuk bir evde,
Ben de senden uzak,
Seni özlüyorum kendi kentimde.
Sensizliğe bahaneler üretip,
Başım ağrısa, yüreğim sızlasa da,
Dudaklarımda tuzlu izin var,
Yalancı çıkarıyor sensizliğimi.
Hasretini bulamıyorum
Dışarıda kuş sesleri,
Odam da ise kendi kuşlarım,
Titreyen parmaklarım,
Yorgun bendenim,
Ve artık üşümeyen burnum
Hasretine şiirler yazayım diyorum,
Öylesine bedenime ait ki bedenin
Yalancı çıkarıyor sensizliğimi.
Dudaklarını yazsam,
Dün gece ile gündüzün arasında bendeydiler,
Biliyorum.
Ellerini özlediğimi yazsam, kimse inanmaz,
Çünkü daha az önce yatağımdaydılar,
inan çok istiyorum hasretine şiirler yazmayı,
Sen o soğuk kentinde uyuyorsun şimdi,
Kalbin göğsümde, ellerin ellerimde
Yalancı çıkarıyor sensizliğimi
Hasretini bulamıyorum
Sen uyuyorsun o soğuk şehrinde,
Kendini kandırarak,
Kendi tek kişilik yatağında,
Dudakların çölümün vahası,
Sesin Unutmadım, unutamam şarkısı
Kalbim nabzımın atışları
Nefesin ise dışarıdaki delikanlı bahar.
Sen uyuyorsun,
Ben kendi şehrimde hasret şiirleri yazıyorum,
Ama nafile..Hasretini bulamıyorum.
Senin hasretin kızgın çölümün serabı
Seni uyandırmaya kıyamıyorum,
Sadece hasretini yazmaya çalışıyorum
Hasretini bulamıyorum.
Sen uyuyorsun ya?
Benden uzak soğuk şehrinde
Biliyorum, bir açsan gözlerini
Bitecek bu şiir,
Hasretin bir Günaydın olacak dudaklarında
O tatlı gülümsemenle, bir gülümseyeceksin
O zaman bitecek bu şiir.
Sen uyuyorsun, bense sen,i seviyorum,
Mesafelerce uzaklıktan,
Bir uyansan, yanıma geleceksin biliyorum,
işte o zaman bitecek bu şiir
Ben seni yaşayacağım sil baştan,
Ama hasretini yazmaya çalışıyorum
Hasretini bulamıyorum.
Sen uyuyorsun o soğuk şehrinde,
Ben hasretine şiir yazmaya çalışıyorum
Hasretim, yatak çarşafındaki kıvrımlar,
Dışarıdaki kuş sesleri,
Penceremden giren bahar kokulu rüzgar,
Bir otomobil sesi,
Bir sokak satıcısı,
Belki çalan bir kapı zili,
Mutfağımdaki her zamanki yer,
Ocakta kaynayan çaydanlık,
Bir uyansan,
Bir günaydın desen,
Bir gülümsesen,
işte o zaman bitecek bu şiir
Hasret Türküsü
Ey kuzgun daha ölmedim ki ben,
Ne dönüp durursun garip başımda,
Daha yapacak çok işlerim var,
Ölmemi beklersin bu genç yaşımda
Zalim felek geri ver cananımı,
Vermezsen eğer gel al canımı.
Felek oyun etti bıraktım yari,
Şimdi gezer oldum viran bağlarda,
Başına bir iş gelmese bari,
Kurtlarla dolu yüce dağlarda.
Zalim felek geri ver cananımı,
Vermezsen eğer gel al canımı.
imkansız bir aşktı zaten benimki,
Kıraç bir toprağa gül dikmiş idim,
Elin kızı haklı ne yapsın ki,
Rüzgarda ipe un sermiş idim.
Zalim felek geri ver cananımı,
Vermezsen eğer gel al canımı.
Yüce dağlar geri verin yarimi,
Deli gönül ferman dinlemiyor ki,
Aşk,meşk,sevgi değilmiş demek,
Kara bir sevda imiş benim ki.
Zalim felek geri ver cananımı,
Vermezsen eğer gel al canımı.
Viran oldu bağım,kurudu gülüm,
Ben niye sağım,hak oldu ölüm,
Gelin mezarıma halimi görün,
Yarimden yana dönüktür yönüm.
Zalim felek geri ver cananımı,
Vermezsen eğer gel al canımı.
Hasretinle!
Şu
Yüreğim kanarken
Sen dalganın sesindesin
Onun
Her kıvrımı nefesin
Sinemde medceziri yaşatıyor
Sen
Yoksun, kum mahzun
Seni arayan su masum
Biliyorum
Sensiz dalga mahkûm
Gece yalnız, ben onda hapsim
Bak
Martılar ses vermiyor
Sensizliğimde onlarda terk ediyor
Melalimi
Yalnız biçarelik sarıyor
Halimde alacak bir nefes kalmıyor
Senin
Bıraktığın masum aşk
Artık semayı, ayı, kuşatıyor
Bana
Seni anlatıyor ve bakıyor
Sessizce kalbime giriyor ve yatıyor
