content top

Romantik Şiir, Romantik Şiirler, kısa Romantik Şiirler, en güzel Romantik Şiirler, En iyi Romantik Şiirler, Süper Romantik Şiirler, Hazır Romantik Şiirler, Yeni Romantik Şiirler

Şimdi ben gidiyorum ya
Sen üzülme…
Ben en çok giderken severim;
Gitmek zorundayken…

Ellerini alamam ya yanıma…
Gözlerini göremem ya hani…
Bir de hayal ederken tenini…
Gitmeye yakınken daha da severim…

Beddua etmeden
Fakat teşekkür de etmeden;
Öyle sabırlı öyle yaralı
Dişlerimi sıktıkça biraz daha severim…

Korkma anlatmam sana uzun uzun;
Bana nasip olmayan vakitlerini almam…
Bilirsin sessizliğim geveze
Sustukça konuşur kalemim;
Yazdıkça severim!!

Ve sen hiç bilmezken “derinliğimi”
Ben kıyılarında boğulur giderim…

Sevgiliye

Güneşin ışığında saklıyım
Al yanaklarından süzülüyorum yüreğine,
Çiçeğin özünde saklıyım
Bakışlarından yürüyorum gözlerine

Elimi uzattım esen rüzgara
Yüreğime bir tel zülfün dolandı
Bir buse kondurdum hayallerine
İçinde bir tek göz yaşın vardı

Aradım dudak izini tüm sahillerde
Bir tek poyraz bana cömert davrandı
Bir avuç su alıp savur demiştim,
Avuçlarında sadece yüreğin vardı

Bağışladım siyah gözlerinin esaretine
Ruhumda dinmeyen fırtınaları
Seninle birlikte yürünen yolda
Sonsuzluk hüznün izleri kaldı.
Yüreğim çözündü dizginlerinden
Mecnuna diyecek sözleri vardı

Ağlarsan yaban çiçekleri yasa bürünür
Rahmet yağmurları dönmez yurduna
Zümrüdü Ankanın yangını söner
Gelinler küser duvaklarına

Seher vaktinde duaya yönelmiş gönlün
Hasret yudum yudum işlenmiş bakışına,
Özlemin bir sevdanın adıdır
Posta güvercinlerini çağırır sonsuzluğa

Hoşçakal

HOŞÇAKAL

Yazıp yazıp silmek nedir bilir misin
Söylemek isteyipte söyleyememek ne demek bilir misin
Bir çocuk misali isteyipte görememek nedir bilir misin
Cümleler ağzımda birikiyor anlatamıyorum derdimi
İçimde çığlıklar kopuyor , duymuyor musun
Duymuyor musun haykırışlarımı
Hayır hayır bir gönül için saçmalama deme
Gönlümü birine emanet etmişsen sende haykırırsın ver yüreğimi bana diye

Haykırışlarımın sonunu aldım yüreğim bende toparlandık ve gidiyoruz sonsuz yolculuğa
Seni sana ve kim bilir kimlere emanet ediyorum.
Koyma yüreğimin yerine bir yürek orası çok acı ve hüzün kokuyor…

Sakladım

Seni sırlarım da sakladım

Şimdiye kadar hiç bir şairin yazmadığı satırların kafiyelerine

Olgunlaşmamış inci kabuklarına

Patlayacak gökyüzünün o fırtınalı rengine

Ruhumun seninle yıkılan bendine

Bebenin ilk sesine

Gözlerimin gülüşüne

Gönlümün neşvesine

Çöldeki ayrılık çeşmesine

Gözyaşının nemine

Derdimin derinine

Sakladım….

Bilinmez sisli kıtaların buğulu efendisi

Adım atılmamış ormanların sesi

Bir korun yakan kızıllığı

Yokluğun varlığı

Darlığın genişliği

Seni an’a sakladım!

Seni var zanneden varlığı bilmez ki..

Yokluk varlıkla gitmez ki…

Evveli zamanı

Amanı fermanı

Hükmü dermanı

Canı cananı

Hiç mi görmez ki…

Uykularında rüyalarını aldım

Yetmedi anlarını çaldım

Ben seni “ol’a” sakladım..

Bedenin bedenlerin olsun ben ruhuna ruhumu sakladım.

Anlatılmaz sorular

Gücün yeter mi bir ömür aşkı yazmaya? Sayfalar sığar mı sanıyorsun? Hangi gözler hasretinin yolunu gözler? Hangi sözler yokluğunun son deminde bir nebze umut bekler? Sen başka şehrin sabahında kaç sabah uyandın ki? Sen başka baharın hangi kırlarında çiçek açtın ki? Unutabilmek kolay mı sanıyorsun yoksa? Yoksa sen çoktan unuttun mu? Hıh, unuttuğunu sanıyorsun kim bilir?

Daha ne kadar beklemek lazım? Daha ne kadar umut etmek lazım? Söyle daha ne kadar ardına bakıp yaş dökmek lazım? Dilin mi tutuldu yoksa? Teselliyi şarkılarda mı arıyorsun? İçinden haykırmak mı geliyor? Yoksa kaçıp kurtulmak mı? Nereye kadar kaçabilirsin? Nereye kadar saklayabilirsin? Söyle nereye kadar beklersin nereye kadar bekletirsin? Hoş, belki de ne bekliyorsun ne de bekletiyorsun? Haberin bile yoktur seni bekleyenlerden, kim bilir?

Gülüşünü görmek miydi güzel olan? Elini tutmak mı? Seni seviyorum demek mi? Yoksa yanında masum çocuk misali uyumak mı? Her sabah pencerene konan kuşun sesini duymak mıydı? Dinlemek miydi aşk dolu şarkıları? Hüzün saatlerinde inadına ağlamadan diş sıkmak mı? Güzel olan neydi ki, seni beklemek miydi dersin? Hı, ne dersin?

Şimdi, senli günleri anmak kaderimde mi vardı? Ben miydim senli günleri anmak için kadere inanan? Kader neydi peki? Herşeyi olduğu gibi kabullenmek mi? Seni beklemek kaderimde mi var mı benim? Neden ben bekliyorum sürekli? Neden sen çıkıp gelmiyorsun ansızın kapımda? Neden kapımı çalıp “işte ben geldim” demiyorsun? Söyle neden?

Hep soru sormak mı kalmış bana? Hep neden aramak mı? Bir şeyleri anlamak için hep beklemek mi lazımmış? Bir insan ne kadar bekleyebilir ki? Ne kadar boyun eğebilir sevginin saf sûretine? Sevgi deyince bitiyor mu herşey? Nedir bu sevgi böyle? Bekletiyor, özletiyor ama neden geri getirmiyor?

Zamanımı bekliyor yoksa? Zaman ne kadar zaman? Kaç gün, kaç ay, kaç yıl? Neden, niçin, nasıl, nerede, ne zaman demekle mi geçecek bu ömrüm? Peki ben ne zaman yanında olacam? Ne zaman ellerini tutacam yeniden? Ne zaman gözlerine bakıp, seni seviyorum dicem? Ne zaman senin için ağlayacağım? Ne zaman, ne zaman?

Sevdiğimi bana neden geri vermiyor zaman?

Sensizlik

Akşam oldu yine bu şehirde
Hayalin dolaşır gözümde sevdiğim
Uykusuzluk çalıyor kapımı yine
Hayalin uzanır yanıma sevdiğim

Özlüyorum seni
Yetmiyor hayalin
Yalnızlık kapımı çalan hain
Özlüyorum seni canım sevgilim
Ben sensizken de seninleyim.

Şimdi Satır satır hüzün yağıyor

Hasretleri Düşüyor
Hiç Yaşanmamış Olan Sevdanın…
Hüzünleri Siyah Bir Bulut Gibi Kaplıyor
Seçilip Yok Olmaya Yüz Tutan Umutların…
Söylenmiyor Söylenemiyor
Çünkü Biliniyor O Olmazsa Bu Olur Diye Seçenek Yok Bunda, Sevda Bu…
Yalan Sözlerden Korkuluyor…

Bir Gurur Uğruna Giden Bir Sevda Olmasın Diye Bu…
Hala Olmaz Diyorsun Bu Sevdaya
Hep Yalanla Doğru Karışmıştır Birbirine Zaten
Ne Yalanlar Var Her Gün Söylenen
Ne Doğrular Var Bir Kez Bile Söylenemeyen…
Bu Benim Hayalim, Senin Suçun Yok;
Sen De İstersen Kendi Hayaline Dal…

Bu Benim Acım, Senin Hatan Yok;
Sen Hiçbir Acıya Dokunmadan Kal!
Şimdi Satır Satır Hüzün Yağıyor
Yıldırımlar Düşüyor Ve Yakıyor Düştüğü Yerleri
Fısıldanan, Sessiz Haykırışlar Var Yanan Yerler Acıyor
Kimse Hissetmiyor Acıyı, Duymuyor Sesleri…

Sessiz Özlem Dolu Bir Gecede Yine Sözlerim Satırlara Düşüyor…

DiLsizLiğimdir diLim ..Tüm haykırışLara inat ..!

Dilimin ucunda asılı kalan bir sen var ..
Yüreğindeki darağacına asılı bir de ben..

Taşıyorum yokluğunu sırtımda ,ayaklarım titreyerek..
Düşme düşümden diye;
Gözlerimi açmaya korkuyorum her sabaha..

Sensiz;

Sonu olmayan bir hikayede,ardı sıra ne geleceği meçhul üç noktadan ibaret bir cümlenin öznesiyim,yüklemine yenik düşmüş..

Nefesim tenini yakardı bir zamanlar..
O kadar yakındın ki..
Nefes alsam,soluğun düğümlenirdi karşımda..
Yutkunsan beni çekerdin içine..

-Özlediğim,hayalini kurduğum tüm düşlerimi sana veriyorum..

Sevinçlerim,mutluluğum,senin için atan yüreğim..
Emanetimdir sana..
Sıkıca tut,bırakma..

Yıpratma..
Eskitme..
Sakla..

Dilsizliğimdir dilim,tüm haykırışlara inat..
Zehirli kelimelerim kanına karışır her çığlıkta..
Konuşursam akar göz yaşların,kan renginde..
Sana Susadığım kadar..
Sus oluyorum sana…

Susuyorum..
Konuşmaya başladığımda almaya gelirim emanetimi..

Sıkıca tut,bırakma..

Eskitme Sakın..!

  • Share/Bookmark
Devami

Komik Şiir, Komik Şiirler, kısa Komik Şiirler, en güzel Komik Şiirler, En iyi Komik Şiirler, Süper Komik Şiirler, Hazır Komik Şiirler, Yeni Komik Şiirler

.:: Komik Şiirler ::.

Sarı gülü severdi sarı gömlek giyerdi zavallıcık sonunda sarılıktan geberdi.

seni seveni bende severim seni benden çok seveni kurşuna dizerim

ilahi azrail sen adamı öldürürsün

Bu mesaj özel bi frekansla gönderilmiştir.zekilerde hafıza kaybı aptalarda kısa süreli körlük ibnelerde bi anlık gülümseme yapar. :) :):):):):):):)

Al Gitsin Maaşını
Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler
Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler
Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler.
Beyhude inat etme, salla hemen başını
Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını

Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme
Bir hak için kendine, dikbaşlıdır dedirtme
Doğru yolu dostuna göster ama, sen gitme.
Ne derlerse huuu… diye salla hemen başını
Dilini tut, uslu dur, al gitsin maaşını.

Bu güvercin eder mi atmacalarla yarış
Öğrenmeden dünyayı gezdim de karış karış
Vazgeç hak sevdasından sen de kervana karış,
Ne derlerse huuu diye, salla hemen başını
Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını

Unutma bu ocağın adı asiyaptır
Sen de bir dolap çevir, apartmanlar yaptır.
Hakikat nene gerek o memnu bir kitaptır.
Sana lazım olan şey, sallayarak başını
El öpüp, etek öpüp almaktır maaşını.

Ben Seni
Yorgun akşamlarda söylediğin şarkıları da sevmedim
Çünkü sesin çok kötüydü
Bir çiçeğe gülmeni bir güle benzemeni o kadar çok istedim ki
Ama sen gülün dikenine bile benzeyemedin, otun tekisin sen!
Ben seni hiç sevmedim ki
Seni sevsem söylerdim zaten
Hem senin nereni seviyim?
Sevilecek bi tarafın mı var
Ben seni hiç sevmedim ki
Acaba seni seven biri çıkar mı? Bilinmez..

Erkek Adam
Dostlar atışır da yiğitler susar mı
Elma armut püftek yerin tutar mı
Adem olan light mamul yutar mı
Er kişi hazzetmez kepekten liften

Doymuş ile doymamış yağ bir olur mu
Sıratta galoriden sual olur mu
Hiç nutrasweet baklava olur mu
Er kişi hazzetmez kepekten liften

Coşar şu deli gönül börek, mantı,pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle boyla
Elastik bir heyvandır mide olur yayla
Er kişi hazzetmez kepekten liften

Çiçek dalda güzeldir kuzu şişte
Beyaz kırmızı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten liften

SSK
Benim dumurum klasik SSK dumuru. Kalp ameliyati oldum. 4 ayrapor aldim ve bu 4 ayin sonunda rapor parami almak için fatih ssk’ya gittim. Klasik bir sekilde eksik evraklari parti parti söyledikleri için 3 gün ugrastim ve büyük gün geldi. param hesaplaniyor. bankodayim sorular geldi.
-hastanede yattin mi?
-heralde abi dedim henüz evlerde kalp ameliyati yapamiyorlarmis.
hiç yorum yapmadi 2. soruya geçti.
- Çiktinmi peki?? ve ben dumur..
-hayir hala aksamlari isten sonra yatmaya hastaneye gidiyorum..
ve kafami duvarlara vuracak soru geldi. espiri bile anlamaktan aciz bu adam sordu:
-istanbul’da kimsen yok mu yav. niye hastanede kaliyorsun ki hala….

Şöför
Malum servis söförümüz sıkışan trafikte haraket edemez halde beklerken (gayetde hakliydi çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak “pokemon’muyum lan ben arabalarin üzerinden uçayim” diye bagirarak tüm servisi yere yikmisti

Sigorta
kadin: merhaba ben kredi kartinizla kopek almistim…
yetkili:evet efendim?…
kadin:bu kopegin kulaklari duymuyor. acaba sigorta kapsamina giriyor mu?
yetkili: ben bi team leaderima danisiyim!!!!…

Tebeşir
Ders yine kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatiyo. tamamen konuya konsantre olmus. ama tebesirinin ufacik kaldigini farkediyo. uyuklayan bi öğrenciye
- “e hadi çık tebeşir bul yan siniftan” diyo.
çocuk çikiyo harbiden. ama yan sinif diye ayni amfiye diğer kapidan giriyo ve yine bizim hocaya
-”hocam yan siniftan tebeşir istiyolar” diyo.
hoca da derse konsantre ya,
-”ya ben de az önce bi öğrenci gönderdim alsin diye. bizde de yok” diyo.
cocuk da
-”haa taam” diyip çikiyo. sonra diger kapidan tekrar girip
-”yokmus hocam. aa nasi yani ya”
diyince hoca da öğrenci de durumu çakıyolar. inanilmaz ama gerçek.

Taksici
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracın ön konsoluna harfli sticker’larla sunlar yazilmisti: TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda, demeyin; devamini okuyun: KEMAL ATATÜRK !!

Mail
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görürür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir…. Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.

Şifre
-iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
-para çekemiyorum ben…
-sifrenizi yanliş giriyormuşsunuz destur bey
-sifremi?,benim sifrem hep aynidir,istanbulun kurtuluşu….
-bana söylemeyin lütfen sifreyi efendim.
-heh,tamam hatirladim,1956!!!
-efendim o istanbulun kurtuluşu değil ama…
-ya kaçti istanbulun kurtulusu?
-efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyosun?..
-biliyorum ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
-ben sana sifreyi sormuyorum ki! istanbulun kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama………

Uçak
Lisedeyiz…Geometri dersi… Ders kaynasin diye yapmadigimiz karaktersizlik yok. Hoca tahtaya sekil çizerken, okulun bayagi yakinindan bir savaş uçağı geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyo!
Hocamizdan cevap:
- Elleme geçsin!!!
Sinif komple kisa devre…

Seyyar Satıcı
Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak için megafonuyla gürültülü bir sekilde bağarmaktadir:
- Domates, biber, patlican…
Arkadan trafik polisi:
-Seyyar satici kenara çek!
Satici: – Annaşıldi tamam!

Printer
- ya benim bu printer çalimiyor yenide aldim
-yardimci olalim efendim
-tamam -bilgisayariniz printeri goruyormu efendim(bilgisayara tanimli olup olmadiğini sormaya çalisiyorum )
-evet karşı karşıyalar

Printer 2
Sene 1992, üniversite yillari. Anneannemin hac parasiyla zar zor bir bilgisayar kapatmisiz ama printer’a para kalmamis. Aksam vakti printer’i olan bir arkadasa gidip aleti ödünç aldim, eve dönüp proje çıktısı alacağım.Ankara’da her kış olduğu gibi yerler yine buz.Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha iki dakka olmadan polis çevirdi,taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimligini gösterdi. Ben kucagimdaki cihazin inmemek için uygun bir bahane oldugu düsüncesiyle elde kimlik arabada bekledim.Polis abi geldi, kapiyi açti, ve aramizda söyle bir diyalog geçti:
- O ne len ööle?
- Printer – (yanindaki öteki polise dönerek)Ecnebi oolum bu.
Sonra gülümseyerek kapiyi kapatti,güle güle manasina ikisi birden el salladilar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra şöför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayi kullanamiyordu.

Polis
Simdi arkadasimla Taksim’de takiliyoruz bi adam aglayan cocugunu susturmaya çalisiyor. Yanda da bi polis var; sonra adam çocuga dedi ki
-Sus yoksa seni polise veririm.
Yandaki polis de bi dellendi ;
-Lan gerizekalı biz adam mi yiyoruz da bize veriyon cocugu?

Polis telsizleri
- 5443 Merkez : Cemal Gursel caddesi’nde supheli bir paket var.
- Anlaşildi, çevre güvenligini alin uzman gönderiyorum.
- Merkez uzman ekibe gerek kalmadi, paket bos.
- Bos oldugunu nasil anladiniz.
- Efendim uzerinden kamyon gecti.
Merkez ekiplerden sirayla mevkii ve yol durumu hakkinda bilgi aliyor :
- 5945 Merkez : Hava yagisli, zemin kuru, yolda kalan arac yok.
- Merkez 5945 : Hava yagisliysa zemin nasil kuru oluyor?
- Anonsu yaparken tunelden geciyorduk
- Merkez 4818 : Arac alkollu mu?
- Olumsuz efendim, dizelmiş.

Orta Kapı
Rumeli – Hisarustu otobusuyle Taksim’e dogru gidiyoruz. Adamin biri Besiktas dolaylarinda gayet aceleci bir tavirla
-”Kaptan orta kapiyi rica edebilir miyim?”.
Bizim sofor olaya hakim:
-”Tabi abi ayip ettin. Al gotur. Senden kiymetli mi?

Müşteri Hizmetleri
-meraba ben batur nasil yardimci olabilirim?
-benim telefonda bi problem var yönlendirmeynen ilgili…
-peki ilk önce telefonunuzun ”menü’ tusuna sonra da ”5” tusuna basin…
-evet… tamam…
-ekran da ne var simdi?
-show tv… -???

Mükemmel Yer
Olayimiz Sariyer Taksim minibuslerinde gecmekte… Kravatli,duzgun giyimli bir adam inmek icin ayaga kalkar:
- Sofor bey. Mukemmel bir yerde inebilir miyim? (Herkes kopar) Minibus saga yanasir. Sofor:
- Tabi buyrun. Size layik degil ama… (Bu sefer herkes daha beter kopar)

Minibüs Yolculuğu
Okula ulasmak için, Besiktas Akaretler’den Sarıyer minibüsüne biniyorum. Epey bosça olan minibüse, orta yaslarda bir abi biniyor ve benim gibi en öndeki üçlü koltuga, yanıma oturuyor. Az sonra cebinden cüzdanı çıkarmak için hafifçe ayaga kalkan abimiz, minibüsçünün ani freni ile kafasını sert bir sekilde minibüslerde motor kabini üzerinde bulunan tahta para kutusuna çarpıyor. Ebleh bir bakisla yerine oturan abide bir kısa devre olmus olacak ki, parayı minibüsçüye uzatıyor ve:
- Bi kısa camel versene!

Taksici
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracın ön konsoluna harfli sticker’larla sunlar yazilmisti: TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda, demeyin; devamini okuyun: KEMAL ATATÜRK !!

Maddenin 3 Hali
Olay, bir arkadasimin annesinin gözetmen olarak bulundugu ilkokulu disardan bitirme sinavlarindan birinde gerçeklesiyor. Disardan bitirme sinavi ya, yagli bagli adamlar da var sinavda. Gözetmenler sinav sirasinda siralarin arasinda dolasiyorlar. Tam o sirada gözetmen bakiyor, adamin biri sorularin hiçbirine cevap verememis;aciyor adama. “Maddenin üç halini yaziniz” sorusunu parmagiyla isaret ediyor ve adamin kulagina egilip cevabi fisildiyor: “kati,sivi, gaz.” Sinav kurulunu dumura ugratan an cevap kagitlari okunurken gerçeklesiyor. Sorunun cevabi, kagitlarin birinde aynen söyle yer aliyor:Katir, sigir, kaz

  • Share/Bookmark
Devami

espirili Şiir, espirili Şiirler, kısa espirili Şiirler, en güzel espirili Şiirler, En iyi espirili Şiirler, Süper espirili Şiirler, Hazır espirili Şiirler, Yeni espirili Şiirler

SSK
Benim dumurum klasik SSK dumuru. Kalp ameliyati oldum. 4 ayrapor aldim ve bu 4 ayin sonunda rapor parami almak için fatih ssk’ya gittim. Klasik bir sekilde eksik evraklari parti parti söyledikleri için 3 gün ugrastim ve büyük gün geldi. param hesaplaniyor. bankodayim sorular geldi.
-hastanede yattin mi?
-heralde abi dedim henüz evlerde kalp ameliyati yapamiyorlarmis.
hiç yorum yapmadi 2. soruya geçti.
- Çiktinmi peki?? ve ben dumur..
-hayir hala aksamlari isten sonra yatmaya hastaneye gidiyorum..
ve kafami duvarlara vuracak soru geldi. espiri bile anlamaktan aciz bu adam sordu:
-istanbul’da kimsen yok mu yav. niye hastanede kaliyorsun ki hala….

Şöför
Malum servis söförümüz sıkışan trafikte haraket edemez halde beklerken (gayetde hakliydi çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak “pokemon’muyum lan ben arabalarin üzerinden uçayim” diye bagirarak tüm servisi yere yikmisti

Sigorta
kadin: merhaba ben kredi kartinizla kopek almistim…
yetkili:evet efendim?…
kadin:bu kopegin kulaklari duymuyor. acaba sigorta kapsamina giriyor mu?
yetkili: ben bi team leaderima danisiyim!!!!…

Tebeşir
Ders yine kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatiyo. tamamen konuya konsantre olmus. ama tebesirinin ufacik kaldigini farkediyo. uyuklayan bi öğrenciye
- “e hadi çık tebeşir bul yan siniftan” diyo.
çocuk çikiyo harbiden. ama yan sinif diye ayni amfiye diğer kapidan giriyo ve yine bizim hocaya
-”hocam yan siniftan tebeşir istiyolar” diyo.
hoca da derse konsantre ya,
-”ya ben de az önce bi öğrenci gönderdim alsin diye. bizde de yok” diyo.
cocuk da
-”haa taam” diyip çikiyo. sonra diger kapidan tekrar girip
-”yokmus hocam. aa nasi yani ya”
diyince hoca da öğrenci de durumu çakıyolar. inanilmaz ama gerçek.

Taksici
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracın ön konsoluna harfli sticker’larla sunlar yazilmisti: TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda, demeyin; devamini okuyun: KEMAL ATATÜRK !!

Mail
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görürür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir…. Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.

Şifre
-iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
-para çekemiyorum ben…
-sifrenizi yanliş giriyormuşsunuz destur bey
-sifremi?,benim sifrem hep aynidir,istanbulun kurtuluşu….
-bana söylemeyin lütfen sifreyi efendim.
-heh,tamam hatirladim,1956!!!
-efendim o istanbulun kurtuluşu değil ama…
-ya kaçti istanbulun kurtulusu?
-efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyosun?..
-biliyorum ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
-ben sana sifreyi sormuyorum ki! istanbulun kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama………

Uçak
Lisedeyiz…Geometri dersi… Ders kaynasin diye yapmadigimiz karaktersizlik yok. Hoca tahtaya sekil çizerken, okulun bayagi yakinindan bir savaş uçağı geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyo!
Hocamizdan cevap:
- Elleme geçsin!!!
Sinif komple kisa devre…

Seyyar Satıcı
Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak için megafonuyla gürültülü bir sekilde bağarmaktadir:
- Domates, biber, patlican…
Arkadan trafik polisi:
-Seyyar satici kenara çek!
Satici: – Annaşıldi tamam!

Printer
- ya benim bu printer çalimiyor yenide aldim
-yardimci olalim efendim
-tamam -bilgisayariniz printeri goruyormu efendim(bilgisayara tanimli olup olmadiğini sormaya çalisiyorum )
-evet karşı karşıyalar

Printer 2
Sene 1992, üniversite yillari. Anneannemin hac parasiyla zar zor bir bilgisayar kapatmisiz ama printer’a para kalmamis. Aksam vakti printer’i olan bir arkadasa gidip aleti ödünç aldim, eve dönüp proje çıktısı alacağım.Ankara’da her kış olduğu gibi yerler yine buz.Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha iki dakka olmadan polis çevirdi,taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimligini gösterdi. Ben kucagimdaki cihazin inmemek için uygun bir bahane oldugu düsüncesiyle elde kimlik arabada bekledim.Polis abi geldi, kapiyi açti, ve aramizda söyle bir diyalog geçti:
- O ne len ööle?
- Printer – (yanindaki öteki polise dönerek)Ecnebi oolum bu.
Sonra gülümseyerek kapiyi kapatti,güle güle manasina ikisi birden el salladilar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra şöför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayi kullanamiyordu.

Polis
Simdi arkadasimla Taksim’de takiliyoruz bi adam aglayan cocugunu susturmaya çalisiyor. Yanda da bi polis var; sonra adam çocuga dedi ki
-Sus yoksa seni polise veririm.
Yandaki polis de bi dellendi ;
-Lan gerizekalı biz adam mi yiyoruz da bize veriyon cocugu?

Polis telsizleri
- 5443 Merkez : Cemal Gursel caddesi’nde supheli bir paket var.
- Anlaşildi, çevre güvenligini alin uzman gönderiyorum.
- Merkez uzman ekibe gerek kalmadi, paket bos.
- Bos oldugunu nasil anladiniz.
- Efendim uzerinden kamyon gecti.
Merkez ekiplerden sirayla mevkii ve yol durumu hakkinda bilgi aliyor :
- 5945 Merkez : Hava yagisli, zemin kuru, yolda kalan arac yok.
- Merkez 5945 : Hava yagisliysa zemin nasil kuru oluyor?
- Anonsu yaparken tunelden geciyorduk
- Merkez 4818 : Arac alkollu mu?
- Olumsuz efendim, dizelmiş.

Orta Kapı
Rumeli – Hisarustu otobusuyle Taksim’e dogru gidiyoruz. Adamin biri Besiktas dolaylarinda gayet aceleci bir tavirla
-”Kaptan orta kapiyi rica edebilir miyim?”.
Bizim sofor olaya hakim:
-”Tabi abi ayip ettin. Al gotur. Senden kiymetli mi?

Müşteri Hizmetleri
-meraba ben batur nasil yardimci olabilirim?
-benim telefonda bi problem var yönlendirmeynen ilgili…
-peki ilk önce telefonunuzun ”menü’ tusuna sonra da ”5” tusuna basin…
-evet… tamam…
-ekran da ne var simdi?
-show tv… -???

Mükemmel Yer
Olayimiz Sariyer Taksim minibuslerinde gecmekte… Kravatli,duzgun giyimli bir adam inmek icin ayaga kalkar:
- Sofor bey. Mukemmel bir yerde inebilir miyim? (Herkes kopar) Minibus saga yanasir. Sofor:
- Tabi buyrun. Size layik degil ama… (Bu sefer herkes daha beter kopar)

Minibüs Yolculuğu
Okula ulasmak için, Besiktas Akaretler’den Sarıyer minibüsüne biniyorum. Epey bosça olan minibüse, orta yaslarda bir abi biniyor ve benim gibi en öndeki üçlü koltuga, yanıma oturuyor. Az sonra cebinden cüzdanı çıkarmak için hafifçe ayaga kalkan abimiz, minibüsçünün ani freni ile kafasını sert bir sekilde minibüslerde motor kabini üzerinde bulunan tahta para kutusuna çarpıyor. Ebleh bir bakisla yerine oturan abide bir kısa devre olmus olacak ki, parayı minibüsçüye uzatıyor ve:
- Bi kısa camel versene!

Taksici
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracın ön konsoluna harfli sticker’larla sunlar yazilmisti: TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda, demeyin; devamini okuyun: KEMAL ATATÜRK !!

Maddenin 3 Hali
Olay, bir arkadasimin annesinin gözetmen olarak bulundugu ilkokulu disardan bitirme sinavlarindan birinde gerçeklesiyor. Disardan bitirme sinavi ya, yagli bagli adamlar da var sinavda. Gözetmenler sinav sirasinda siralarin arasinda dolasiyorlar. Tam o sirada gözetmen bakiyor, adamin biri sorularin hiçbirine cevap verememis;aciyor adama. “Maddenin üç halini yaziniz” sorusunu parmagiyla isaret ediyor ve adamin kulagina egilip cevabi fisildiyor: “kati,sivi, gaz.” Sinav kurulunu dumura ugratan an cevap kagitlari okunurken gerçeklesiyor. Sorunun cevabi, kagitlarin birinde aynen söyle yer aliyor:Katir, sigir, kaz

  • Share/Bookmark
Devami

EtkiLeyici Şiir, EtkiLeyici Şiirler, kısa EtkiLeyici Şiirler, en güzel EtkiLeyici Şiirler, En iyi EtkiLeyici Şiirler, Süper EtkiLeyici Şiirler, Hazır EtkiLeyici Şiirler, Yeni EtkiLeyici Şiirler

FİLİSTİN AĞLA FİLİSTİN

taş atıyor koskoca tankın üzerine,
bakmıyor koşuyor ölümüde katıyor göz önüne,
daha yeni girmİş on iki on üçüne,
yardım et ALLAH ım mağdur mazlum filistine,

inim inim inliyor gazze ve sayda,
tüm alem dünya seyrediyor bunu ne fayda,
yazıyorum çiziyorum alın bunu kayda,
bitmez bu işkence tüm islam demezse hayda,

gaddar koymadı taş taş üstüne,
bomba yağdırıyor,köy kasaba yerine,
analar babalar ağlaşır dövüne dövüne,
zılgıtlar eşliğinde taşınır şehitler el üstünde.

filistinde kan oluk oluk akarken,
duyarsız müslümanım bakarken,
kılı kıpırdamaz koltuğunda rahatken,
bulurlar seni birgün seni sende ağlarken,

israil yakıyor yıkıyor ölüyör bebekler,
zalimlerde sızlamıyor yürekler,
toplanır her defa islam müslüman ülkeler,
bol bol temenni kınama ve iyi dilekler,

bunları seyredince utanırım kendimden,
daga ölmeden hesaba çekilmeden,
şeytanın yılanın başı ezilmeden,
tekrar osmanlı bayrağı dikilmeden,

şiirim dua olsun filistin halkına,
zalim israil dur yeter ALLAH aşkına,
bak şair beşir demir yazdığına,
gark olurum her daim göz yaşına.

ANLAT BE ALİ

Anlat be dostum Ali!
İnsanları daha tanımadığım belli
Anlat bana şu insanları dostum, anlat
Ne yapsam, vazgeçemiyorum, sevmekten
Kurtulamadım, aşk ile çarpan şu yürekten
Anlat be Ali anlat!
Suç mu sevmek gerçekten
Ne kara günler gördüm ben, ne acılar
Bir başıma yaşadım, aylar, yıllar
İyi günde çoktur dostlar
İnsanı çok severler
Ah be Ali!
Düşmeye gör, bırakır gider şerefsizler
Ama göğsümüzü germek kalır bize yine, gururla
Övünürüz, şahlanırız, yıkılmadığımız acılarla
Anlat be dostum Ali
Bugünlere geldim ne zorluklarla
Kalbimdeki her acı
Alnımdaki her çizgi
Bir madalyadır, hayattaki savaşlarla
Anlat be dostum Ali
İnsan sevince en büyük yanlışı mı yapıyor sence
Ah be dostum Ali ah!
Oysa sevmek en güzel, en hoş duygu bence
Canım dostum, Ali�m
Nefretten vazgeçelim, gel yine sevelim
Anlat demiyorum bak aşkı, sevgiyi
Onlar anlatılmaz, yürekte yaşanır
Sevdiğin yanın da olmasa da
Ömür boyu aranır
İnsanın bir dert ortağı, sırdaşı
Kalbinde biri olmalı
Yoksa bu hayata nasıl katlanır
Anlat be dostum Ali anlat
Sevmeyi ben biliyorum
Sen bana insanları anlat
İkiyüzlüleri, yalancıları anlat
Benim yüreğim sevgi dolu
Sen bana vicdansızları anlat
Madem, çok insanlar gördüm, diyorsun
Madem ki biliyorsun
Anlat be dostum
Anlat be Ali anlat…

ARKADAŞIM YUSUF

Benim bir arkadaşım vardı
Yusuf… Yusuf’um
Arkadaştan öteydik, sanki kardeş
Zaten diyorlar ki kırklarımız karışmış
İşte böyle
Biz Yusuf’la kardeş gibi büyüdük
Gün geldi bir parça ekmeği
Soğanla, zeytinle katık edip bölüştük
Gün geldi, aynı kıza vurulduk, küstük dövüştük
Ama hiçbir zaman ayrı kalamadık
Yusuf bensiz, ben Yusufsuz yapamadık

Fakirdik, ilkokulu zor bitirmiştik
Pantolonlarımızda yamalarımız
Yarım simitti tüm katığımız
Düşerdik okul yollarına
Can dostum Yusuf’umla
Benim derslerle aram olmadı hiç
Ne matematikten, ne fenden
Çakmazdım hiçbirinden
Kafam basmazdı işte… Gittik ite kaka
Oysa Yusuf başka, bambaşkaydı
Çalışkandı, kafalıydı hakikatten
İmkânı, fırsatı, hele hele parası olsaydı
Hiçbir şey alıkoyamazdı onu yükselmekten
Garibanlık fırsat vermedi, belimizi bükmekten
Paramız olmasa da umudumuz tükenmedi hiçbir zaman
Hayallerimiz vardı, gelecekten yana
Bir iş kuracaktık, ortak olacaktık
Her şeyin yarısı ona, yarısı bana.

Bir gün parkta otururken beni buldu
Yürümüyor, sanki uçuyordu
“ Hayrola Yusuf! ” dedim.
“ Sana n’oldu? ”
Atıldı, sarıldı boynuma
“ O da seviyormuş beni…”
Böyle takmıştı kafasına Aylin’i…

Bizim Yusuf iyice abayı yakmıştı
Sık sık buluşur olmuşlardı
Son günlerde Yusuf beni bile boşlamıştı
Kıskanmıyorum desem yalandı
Nereden çıkmıştı bu Aylin denen kız
Bizim Yusuf aşkıyla dillere olmuştu sakız
Ah be Yusuf’um!
Bir gün Yusuf iki altın yüzük aldı
Söz yaptılar sözde aralarında
Yüzükleri taktılar parmaklarına
Beni şahit tuttular aşklarına
Herkes senin gibi yürekten mi sever be Yusuf’um
Yusuf şimdi iyice kafayı takmıştı
Ben aidim diyordu Aylin’e
Aylin diyordu da başka bir şey demiyordu
Eyvahlar olsun! Yusuf elden gidiyordu

Bir akşam ava gittik
Tek kırmalarımız hazır tetik
Dört şişe şarap, beş bıldırcın
Sabahı ettik
Başka mevzu mu yoktu
Yusuf içtikçe hep Aylin’den konuşuyordu
“ Yeter dostum, şişirdin! ” desemde
Adamın umurunda olmuyordu
Olmasa da aramızda
Yusuf sayesinde
Sanırsın ki Aylin, avda yanımızda

Aradan iki gün geçti
İki gündür görememiştim Yusuf’u
Yine o Aylin denen kız yüzünden sandım
Özledim de hayırsızı
Daha fazla katlanamadım… Çaldım
Aralandı kapısı. Karşımda yaşlı anası
Öptüm elini, sordum bizimkini
İçeride yatıyormuş, hasta olmuş
“ Herhalde avda üşüttü. Beli ağrıyor, gel oğul
Buyur” Dedi yaşlı kadın, gözlerinde keder
İçeri daldım
“ Yusuf n’aber! N’oldu ulan sana hadi kalksana!
Diye takıldım
Ama… Ama
Yusuf gerçekten hastaydı anladım
Gözlerinin feri gitmişti
Ne olmuştu bu çocuğa böyle birden bire

Günler geçtikçe
Yusuf gitmedi bir türlü iyiye
Gitmedi be
Ağrıları sıklaştı, arttı. Dayanılmaz oldu
Kimi üşütmekten, dedi. Kimi böbrekten
Sarardı, soldu zayıfladı Yusuf’um
Bir gece sabaha karşı attık hastaneye
Böyle başlandı sözde tedaviye

Günler geçiyordu
Türlü türlü tedaviler sürüyordu
Ama Yusuf… Yusuf’um bir mum gibi eriyordu
Saçları da dökülünce tamamen
Anlamıştım… Anlamıştım acı gerçeği
Yusuf! Yusuf kanserdi
Artık bir deri, bir kemikti
Her fırsatta hastanedeydim
Sık sık dolaşıyordum, teselli veriyordum
Üzülüyordu Yusuf… Kahrediyordu
“ Görüyor musun be kardeş, ne hale geldim.” Diyordu
“ Üzülme sen Yusuf.” Diyordum.
“ Üzme kendini hele bir iyileş bak! Eskisinden gür
çıkacak saçların…”
Oysa Yusuf canı gibi bakardı saçlarına
Geçer ayna karşısına, taranırdı dakikalarca
“ Ulan artist misin! ” derdim
Dağıtıverirdim saçlarını
Bir kızardı ki sormayın… Birden
“ Ah be kardeş! ” dedi “Keşke keşke olsa o saçlar yine
dağıtıp yine kızdırsan beni…”
Bir şey söyleyemedim. Boğazımda bir düğüm
Öylece bir gülümsedim, gözlerim yaş dolu dolu
Öylece bir gülümsedim, dişlerimi sıkarak
Gözlerim yaş dolu dolu
Öylece bir gülümsedim, başımı hafif hafif sallayarak
Hıçkıra hıçkıra ağlamamak için kendimi zor tutarak
Ah be Yusuf’um
Yetmez gibi bu derdin
Hasta bedenin, yorgun kalbin
Nasıl acısını taşır, nasıl yükünü taşır ihanetin
Sorma bana, sorma sakın! Sorma onu
Ama ne çare
Yusuf’um hep o vefasızı soruyordu
Aylin neden… Neden hiç gelmiyordu?

Sonunda Yusuf’u taburcu ettiler
Yani kısacası
Git te evinde öl, dediler
Zaten ellerindeki üç beş kuruşu da tüketmişlerdi
Yusuf ta bitmişti
Bir battaniye içinde taşıdık yatağına
Yaşlı anası, üşümesin diye
Çıplak başına bir şapka giydirdi
İki kaşık çorbayı zor yedirdi
Yusuf artık bir tevekküle gömülmüş gibiydi
Gözleriyle çok şeyler anlatıyor
Ama kelimeler ağzından çıkacak
Takadı bulamıyordu
Öyle bitkin, öylesine halsizdi Yusuf’um
Birden eli havaya kalktı
Elimi yakaladı
Ta gözlerimin içine baktı
Allahım o ne acı bir ifadeydi öyle
Yine… Yine onu sordu Yusuf’um
Aylin neredeydi, neden hiç arayıp sormuyordu?
Neden bir kerecik bile gelmiyordu?
Başımı eğdim
Yusuf elimi bırakmıyordu
Bu kez gözyaşlarımı gizleyemedim
Kendimi tutamadım, hıçkırıklarımı engelleyemedim
Yusuf her şeyi anladı
“ Çoktan birini buldu da o vefasız şimdi başkasının kollarında”
Dememe gerek kalmadı
Sustu Yusuf, sustu
Bir daha konuşmadı
Bir ara uykuya daldı
Sonra birden sıçradı, uyandı
Gözlerime baktı kaldı
Hiçbir şey anlatamadı… Ağlayamadı
Sabaha karşı
Sabaha karşı beşi çeyrek geçe ruhunu teslim etti
Acılarını, ihaneti her şeyi bitirdi kardeşim
Sarıldık yaşlı anasıyla
Ağladık, ağladık, ağladık
Yusuf’umun açık gözlerini kapadık
Çenesini bağladık

Öğleye doğru kaldırdık cenazeyi
Birkaç konu komşu, birkaç arkadaş
Yusuf’u verdik toprağa
Hava sıcaktı
Dönüşte her yer çok ıssız, çok karanlıktı
İçimde tarifsiz bir acı, bir sıkıntı
Evime doğru yürüyordum
Birden köşeden o çıktı
Aylin’di
Yeni sevgilisiyle eleleydi
Bir elinde dondurması
Neşeli bir kahkaha attı
Güneş vurdu, parmağında bir şey ışıldadı
Bu! Bu Yusuf’umun aldığı söz yüzüğüydü
Hala Aylin’in parmağındaydı
Gayrı ben ne anlatayım
Gayrı ben ne söyleyeyim
Sen! Sen kalk be Yusuf’um
Kalk gör son nefeste
Adını sayıkladığın Aylin’i
Kalk be Yusuf’um kalk gör
Geride bıraktığın kardeşinin halini
Kalk be Yusuf’um kalk gör
Bu kahpe dünyanın halini
Benden bile mi çok sevdi bu
Kara topraklar seni
Kalk be Yusuf’um kalk

Koşuyordum şimdi, hızla çılgınca
Koşuyordum kimseler görmesin diye
Duvarları yumrukladığım için kanayan ellerimi
Koşuyordum kimseler görmesin diye
Yaşlar… Yaşlar ile dolup taşan gözlerimi

Kalk! Kalk be Yusuf’um
Sen! Sen gör halimi
Kalk! Kalk be Yusuf’um sen gör, paramparça olan
Dağlanan… Cayır cayır yanan yüreğimi…

DENİZ KIZI

Belki siz de gördünüz, belki de anladınız !
Bu suskun sâhillerin uyumlu mavisinde,
Salınıp durur işte suların sezgisinde,
İçtenliğe duyarlı bir genç kızın hâyâli.

Ağlamaklı, sevecen, mahzun, bâzen öfkeli,
Bizden çağrışımlarla boyar ebrularını;
Bakışları tutunur yosun ipliklerine,
Esritir soluğuyla denizanalarını.

Dert dinlerken aldırmaz deryâ şenliklerine;
Dikkatini vererek ruh inceliklerine,
Anlam yüklemek ister insan yüreklerine.

Sınırsız dünyasında biçâre, yapayalnız,
Gamzesinden batarken gözyaşı renklerine,
Belki siz de gördünüz, belki de anladınız !

  • Share/Bookmark
Devami

DuygusaL Şiir, DuygusaL Şiirler, kısa DuygusaL Şiirler, en güzel DuygusaL Şiirler, En iyi DuygusaL Şiirler, Süper DuygusaL Şiirler, Hazır DuygusaL Şiirler, Yeni DuygusaL Şiirler

GÜNEŞLE DANS

Gel güneşin üstünde dans edelim,

Eylül yağmurlarının ılıklığında,

Üzerimize düşşün bahar,

Dişiliğini sersin gözlerimize rüzgar,

Gel güneşin üstünde dans edelim,

Ben gibi görmelisin dünyayı,

Ben gibi yaşamalısın sevdayı,

Sonbahar yaprakları gibi savrulsun zaman,

Gel güneşin üstünde dans edelim.

Rüyaların en vazgeçilmezliğinde,

Öpsün ay dudaklarımızı,

Geceye düşşün yıldızlar,

Gel güneşin üstünde dans edelim,

Bulutlarda dolaşşın düşlerim,

Seninle dalsın geceye,

Yüreğimdeki umutsuz özlemlerim….

SENSİZLİK

Akşamın ardında batarken güneş,

İçime düştü bir garip ateş,

Yollar sokaklara dilendi geçti,

Beklediğim umutlar kayboldu gitti

Akıttım göz yaşlarımı, gözlerim küstü,

Geceler yakaladı beni suç üstü,

Sabahlar duru geceler sessiz,

Hiç bir şey olmuyor inan ki sensiz

Mevsimler boyu geçti kuşlar,

Gözlerde dinmez oldu yaşlar,

Gelse de ardından zorlu kışlar,

Bitmez ki dönüşü olmayan düşler..

DELİCESİNE

Ben karşılıksız sevdim seni
Her gün, her saat
Delicesine
Öyle sessizce.

Umitsiz utangaç
Dalıp gittim gözlerine
Sanki her an
Benimmişcesine.

O yüz, o bakışlar,
Ellerimi tutan ellerin,
Yandım her şeyine

Ben seni böyle sevdim
Bugünsüz,
Yarınsız,
Delicesine

SONUN BAŞLANGICI

Sonun başlangıcındayım
Yolu yarılamadan
Sana varamadan
Ellerini tutup,
Sana dokunamadan
Yoruldum

Seni sevmekten değil,
Sana kendimi anlatmaktan,
Yaşamaktan
Yoruldum

Biten sevgim değil,
Biten yaşamım
Bak şimdi sayende
Sonun başlangıcındayım…

OYSA

Oysa günlerden belki bir gün,.
İşte beklediğim,özlediğim dediğim,
Soğuk gecelerde sıcak düşlerimle süslediğim,
Tatlı hayallerle yeni dünyalar keşfettiğim,
Yağmurlar yağdığında sımsıkı kucakladığım,
Yokluğunda hep ağladığım,
Varlığında mutluluğa soyunduğum,
Sen…

Bir yıldız gibi kaydın gökyüzünde,
Bir melek olup kayboldun pembe bulutlarda,
Şimdi artık karanlık,soğuk gecelerimde yoksun,
Kahretsin, seni unutabilmek için,
Alıp başımı gideceğim bu yerlerden,

Oysa günlerden bir gün derdim,
O gün geldiğinde ben sana tutsak,
Sense bana çok çok uzak,
Kimbilir, kimbilir belki de,
O gün,o gün hiç gelmedi,hiç olmadı ki…

SENİ DÜŞÜNSEM

Ne zaman seni düşünsem,

Çoğalır içimde gül bahçeleri,

Gözünün baktığı yerde,

El değmemiş tomurcuklar uyanır sevdama,

Mavi denizi, yüce dağları daha bir sever olur gönlüm,

Ne zaman seni düşünsem,

Güneş yeniden doğar üzerime,

Yıldızlar sevişir gökyüzünün gönül bahçelerinde,

Sevda ırmağında boğulur öpüşlerim,

Seninle uyur, seninle uyanır düşlerim…

HAZAN MEVSİMİ

Yine hazan mevsimi geldi,

Yine yapraklar rüzgarların peşi sıra düşecek,

Yine deli gönlüm,

Yine bu mevsimde,

Hicranını yalnız başına çekecek…

EVDE YOKLAR

Durmadan avuçlarım terliyor,
İnildiyor ardımdan, girdiğim çıktığım kapılar,
Tirenim gecikmeli,
Yüreğim buruk
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar

Dolanıp duruyorum ortalıkta
Kedim hımbıl,
Yaprak döküyor çiçeğim
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor,
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli, aldığım sigaralar,
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve, ayının gözleri saydam
Kimi zaman gardayım,
Yanımda bavulum
Yılgın ve ihtiyar
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar

Bekliyorum bir kapıda
Cebimde yazılmamış bir mektupla
Bana karşı, ben vardım
Çaldığım kapıların ardında
Ben açtım, ben girdim
Selamlaştım ilk defa

YAĞMUR

Bir deli rüzgar esiyor

Çisil çisil yağıyor yağmur

Toprak,kucaklıyor sahipsiz damlaları

Çekiyor bağrına, içine sindirircesine

Bir sızı var iliklerime işleyen

Bıçak yarası gibi, derin ve acılı

Sensizliği hatırlatıyor rüzgarın boğuk sesi

Yağmur değil,

Damla damla kan akıyor yüreğimden

INTİZAR

Ağaçlar yapraklara soyundu
Topraklar yağmurlara doydu
Sen gideli nice yıllar oldu
Beni kahretmeye yeminin mi var

Bahçemde büyüdü diktiğin gülüm
Korkmam gelse de bir gün ölüm
Sensiz, kalmadı ne bugün ne dünüm
Gittiğin yerden dönmemeye yeminin mi var

Hani, hep sevecektik ölene kadar
Yolunda oldum hem heder hem derbeder
İçime dert oldu, yokluğun acı ve keder
Beni yok etmeye yeminin mi var

BİR TANEM

Öyle bir yerdesin ki bir tanem
Ne soğuk rüzgarlar üşütür bedenini
Ne kızgın güneş yakar tenini

Aradan geçse de yıllar
Takvimlerden dökülse de yapraklar
Umutla hep dönmeni bekleyeceğim

Bir gün geri döndüğünde
Merhaba bir tanem diyeceğim
Unutsan da sen beni
Hiç unutmayacağım ben seni

Çünkü sen,
Kimsenin ulaşamadığı,
Kimsenin varamadığı bir yerde

Yüreğimdesin ….

YILLAR SONRA

Kayboluyor sessiz gecede nefeslerimiz,
Bir şeyler anlatıyor dilsiz karanlık,
Gönlüme gülüşün doğmuş,
Dudaklarımda hep aynı şarkı,
Duyduğunda beni hatırlarsın diye,
Yıllar, yıllar sonra ….

Havasına Suyuna
Taşına Toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim
Ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim…

BİR BEN YALNIZDIM

Dün başı boş dolaştım sokaklarda
Ne ben yalnızdım, nede onlar
İçimi döktüm kaldırımlara
Ben yürüdüm,o yürüdü
Gölgemi sürüdü zaman…

Bir ben yalnızdım, o içimde ölmüştü çoktan
Bir ben, birde sen terk etmedin beni gölgem
Patladı deniz kızgın dalgalarla
Gri bulutlardı gecede takipçimiz
Bir ben yalnızdım, birde sen…

Sabah oldu olacak, bilinmez bir yerdeyiz
Islak kaldırımlara düştü çaresizliğimiz
Bir ben yalnızdım, birde sen…

Ay dalmış bulutların koynuna
Beklerim yıldızların falını
Her yol çıkar benim yoluma
Bir ben yalnızdım ,birde sen…

BİR DOST ARADIM

Bir dost aradım,
Fırtınalı bir günde
Sığınacak liman arayan tekne misali,
Başımı omuzlarına dayayıp
Sabahlara kadar ağlayabileceğim,
Yüreği güneş kadar sıcak,

Bir dost aradım,
Ağlarken güldüren,
İçten ,gönülden bana yoldaşlık eden,
Karanlık bir sokakta korkuyu hissettiğimde,
Elimden tutup beni korkuyla yüzleştiren

Bir dost aradım,
Bir günlük değil,
Dostluğu bir ömür boyu süren,
Öyle bir dost ki
İçimdeki sevgiyi büyüten,
Yalansız, çıkarsız, sevdimi tam seven,
Benimle ağlayan, benimle gülen,
Yüreğimde hiç ölmeyen
Bir dost aradım …..

GÖZLERİN KAL DİYOR

Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor dudakların git
Bakışın anahtar, gözlerin kilit
Ellerin aç diyor, dudakların git.

Ayrılık; dönüşü olmayan nehir
Yalnızlık, yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda kül oldu böyle kim bilir
Gözyaşın kal diyor, dudakların git.

Gidersem, bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam, kalbime yenileceğim
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal diyor, dudakların git.

Duvardan insin mi resimlerimiz,
Yabancı olsun mu isimlerimiz?
Ya o, deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor, dudakların git.

Bu roman da biter belki birazdan
Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan
Ağlıyor besteler yine hicâzdan
Şarkılar kal diyor, dudaklar git…

Bir kuş olup kanatlandım,

Gözlerim yollarda,

Bekliyorum seni ben,

Göğsüm açık, bağrım yanık,

Hançer ol kalbime saplan,

Ecel ol, karşıma çık….

BAK BAHAR GELDİ

Bir gelin edasıyla süzülüyor zambaklar,

Sarı papatyalar sanki başına taç,

Menekşe gözlerin andırıyor baharı,

Gülümse bak bahar geldi,

Gel gör ki beyaz güllerin,

Dikenleri bile batmıyor elime,

İçimde çoğalıyor sevinçlerim,

Gülümse bak bahar geldi,

Çıktığım yolun yok sonu,

Güneşe uzanıyor düşlerim,

Durma, durma acele et,

Gülümse baharla birlikte,

Çoğalsın içinde gül bahçeleri ..

BİRİSİ

Bir gün birisi çıkıp gelecek uzaklardan

Çılgın arzular uyandıracak ruhumun derinliğinde

Birisi uzatacak ellerini ellerime

Kendimi göreceğim gözlerinin içinde

Adım adım ilerleyecek zaman

Kurtaracak çektiğim acılardan beni

Bir gün birisi çıkıp gelecek uzaklardan

Güneş gibi doğacak,ısıtacak içimi

Birisi olacak yalnızlığımı çekip alan

Birlikte uyanacağız sabaha arzularımızla

ÖZLEYİŞ

Bir gün,
Yorgun dönersem karanlıktan
Yumuşak bir ışık tut gözlerime,
Tut ki,
Damla damla kanayım aydınlığa.

Bir gün,
Alev alev dayanırsam kapına
Ilık bir göl gibi sar beni.
Sar ki,
Yavaş yavaş söneyim sularında.

Bir gün,
Ellerim kana bulanmış gelirsem
Uzat bana lekesiz kollarını.
Uzat ki,
Günah günah eriyeyim koynunda.

Bir gün,
Kaybolduğunu anlarsan karanlıkta
Yalnız benim beklediğimi söyle geceye.
Söyle ki,
Bulut bulut ineyim gözlerine.

Bir gün,
Hasretinden öldüğümü duyarsan,
Sağanak yap gözyaşlarını ağla.
Ağla ki,
Gözyaşlarında hayat bulayım,
Tekrar sana doneyim.

YİĞİDİM ASLANIM

Şu sılanın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda yatıyor

Bugün efkarlıyım açmasın güller
Yiğidimden kara haber verdiler
Demirden döşeği taştan sedirler
Yiğidim aslanım burda yatıyor

Ne bir haram yedi, ne cana kıydı
Ekmek kadar temiz, su gibi aydı
Hiç kimse duymadan hükümler giydi
Yiğidim aslanım burda yatıyor

GÜLÜMSE

Ağlamana hiç kıyamam

Kalbime ok gibi saplanır elemin

Ne olur gülümse

Hiç olmasa bir dene

Bak şimdi güller açtı dudaklarında

Yıldızlar kadar ışık dolu gözlerin

Senin baktığın yerde

Çiçekler açtı yüreğimde

AL GÖTÜR BENİ UZAKLARA

Bir eylül sabahının ılık rüzgarı eserken yüzümde
Dudaklarıma konan ateşli öpüşlerle
Güneşin kızıllığında biri beni uyandırıyor
O an hep beklediğim seni görüyorum

Arzularım ateşler içinde yürüyorum peşinden
Hiç görmediğim bir düşte kayboluyorum seninle
Hadi artık, al götür beni buralardan
Yeter ki ben sensiz yok olmayayım

VAZGEÇTİM

Vazgeçtim, seni senden dilenmekten,

Birde kendimden vazgeçebilsem,

Belki de, sonunda bıkıp seni unutacağım,

Ve, o gün,

Seninle birlikte bende yok olacağım…

YAZ AKŞAMLARI

Öpüyor geceyi ay, bir çiçek olup açıyor gökyüzünde,

Perdesi aralanıyor bulutların, toprağa düşüyor damlalar,

Kara kayalara vuruyor su, dalga dalga,

Yemyeşil, masmavi, bazen de çalıyor kızıla,

Durgun sularda beşik sallıyor zaman,

Alev alev şarap gibi, kan kırmızı rengi,

Dudaklarım yanıyor söylediğim buruk şarkıdan,

Seni bekliyorum son demimde susuzluğumun,

Yaz akşamlarının kıyısında anılar

Tatlı bir esinti dolanıyor kollarıma,

Birde sen sarıyorsun suların durgunluğunda,

Gözlerimi alıyor ay, uykularımı çalıyor gece,

Sensizlik birde bensizlik,

Dudaklarım yanıyor,söylediğim buruk şarkıdan,

Seni bekliyorum ayın sulara düştüğü yerde,

Yüreklerimizi kaybettiğimiz gölgelerde…

  • Share/Bookmark
Devami

Ağır Şiir, Ağır Şiirler, kısa Ağır Şiirler, en güzel Ağır Şiirler, En iyi Ağır Şiirler, Süper Ağır Şiirler, Hazır Ağır Şiirler, Yeni Ağır Şiirler

Rüya

Derin bir uyku esnasında
Dün gece rüyamda kendimi gördüm
Bir oda vardı ve hiç penceresi yok
Yüzüm solgun ve tenim sıcak
Yanımda duruyor hafif tozlu bir masa
Gözlerim birilerini arıyor korkarak
Sandalyede oturuyor Azrail sessizce
Yavaşça yanıma sokuluyor bana bakarak
Ani bir hareketle susturup beni
Sönük bir mum ışığı altında
Başlıyorlar ruhumla beraber ölümden konuşmaya

Bir Ben Daha Doğurdum Bu Gece

Bu gece bir ben daha doğurdu yüreğim
Pek de arsız ne söyliyeyim
Her yıkılışımda bir ben daha ölmesi gerekirken
Ben gittikçe arttırıyorum bendeki ben sayısını
Bu seferki ben bir kinci
Etrafına duyarsız,çokca da sesli
Her zaman bağırıyor
O bağırdıkça diğer benler isyana geçiyor
Bir bir örüyorlar duvarlarımı
İdealleri beni yalnızlığa mahkum etmek
Beni benlere hapsetmek
Başaramasınlar diye abuk sabuk sözler ediyorum
İnsanları sevdiğimi söylüyorum
Aslında ne kadar yalancı olduğumu kimselere gösteremiyorum
Nedense inanmıyorlar benimde bittiğime
Benimde umutlarımı yitirdiğime
Bu böyle giderse bölüne bölüne yok olacağa benziyorum
İnanırmısın ben her gece bir ben daha doğuruyorum.
Ben bu benleri yok etmek istiyorum
Ben eski beni tek beni istiyorum
Karşılıksız sevmeyi bellemiş,unutmayı unutmuş
Herkesle dost olan eski ben

Arıyorum aylardır eski beni
Kim aldıysa ne olur getirsin geri
Vebalini kaldıramaz kimsenin beli
Saklambaç oynamanın ne zamanı ne de yeri
Ben istiyorum sadece beni
Ellerin oluşturduğu benleri değil
Sadece tek beni istiyorum
Ben artık yaşamak istiyorum
Yalan da olsa dünya
Bir tek benle yaşamak
Ve tekrar hayal kurmak

Bir Melek Gördüm Rüyamda

Bir melek gördüm rüyamda narin narin gözleri
Sevinç dolu gülümsemeleriyle umut ışığımdı
Sevgisine dokunmak cesaret gerektirirdi
Çünkü dokundukça kırılan bir yapısı vardı
Ve kırıldıkça dağılan sevgi dolu gülümsemesi
O gülümseme o kadar içten ki dokunmak çok zor
Onu hayatta tutan gülümsemeleri yok etmek
Onu bir daha görememektir ve ona dokunamamaktır.
Onun sevgi dolu gülümsemesi rüyalarımdaydı
Onu bir umut ışığı bir çınar ağacı gibi sevmek
Belki de ona yeniden tutulmak ve aşık olmaktır
Ona sarılmak ne kadar da ferahlatıcı bir güzellik

Bir MeLeK gördüm rüyamda dokunamadım onun ışığına
O kadar narindi ki gözleri ümitsizliğime ortaktı
Onun sevgisini kaybetmek ölüm gibi geliyordu
Sevgisinde ki tüm yıldızları göğsüme takmıştı
Bırakmak, gecenin ilerleyen saatlerinde onu zordu
O ise diyarına gitmeliydi ve her gece rüyama gelecekti
Her zaman bana olan gülümsemesini doyasıya yaşayacaktım
Ona aşık olmuştum o da beni seviyordu rüyamda
Günler geçiyordu ve onun gece gelmeleri zorlaşıyordu
Onu kaybediyor muydum bilmiyorum geceler kapkaranlıktı

Bir melek gördüm rüyamda gidiyorum diye mektup vardı
Okudum buruk ve yanık bir sevda kölesi olarak mektubu
Meğer bana kırgınmış çok üzmüşüm onu değer vermemişim
Mektupta yazılan o sözler rüyalarımın kaybolmasıydı
Meleğim gitti ve rüyaların yerini kabuslar aldı
Melek dedim bağrıma bastım sevgi kokan gülümsemelerini
Gitti başka bir fani`ye aşık oldu umarım mutlu olur
Ben öldüm bu diyarda Bir melek gördüm rüyamda …

Hırsız

Yare bir haber saldım,
Cana minnet dediler.
At vebalin boynuma,
Sana cennet dediler…

Gel, gir, sen günahıma,
Güneşim, düş mahıma,
Aldırırsan ahıma,
Sonu ,cinnet dediler…

Vahamsın, çölümüzde,
Çiçeksin, çalımızda,
Bir turna, gölümüzde,
Kanat kanat dediler…

Diyorum, çıksan yola,
Bakmadan sağa,sola,
Gez, benimle, kolkola,
Olsun, murat dediler…

Beklemekten usandım,
Ne ateşlere yandım,
Ben, seninle uyandım!
İşte, berat dediler…

Sevdanın arsızıyım,
Bir güzel hırsızıyım,
Ben bir alın yazıyım,
Bu ,ne sanat dediler…

Bak, desinler,aldırma!
Yüreğimi kaldırma,
Daha fazla kandırma,
Tutar, inat dediler…

Koy başını göğsüme,
Yüzümüze gülümse,
Hoş gelir, ölüm gelse,
Ne kanaat? dediler…

Düşür me beni yere,
Bölündüm,pare pare,
Gel,bırakma mahşere,
Gitti..Son at,dediler…

Mehmet Akif`im

Ana Buhara’lı, baba Rumeli,
Çağdaş uygarlıktı; aşkı, emeli.
Türk’ün aslanına ‘‘helal’’ demeli!
Milli şairimiz Mehmet Akif’im,
Gönül huzurumuz gönül mahirim.

Baytar mektebinde ilim okudu,
Güzel ahlak ile ömrü dokudu.
Akıl dergahında nefsi korudu.
Örnek şahsiyetti Mehmet Akif’im,
Sonsuz hürriyetti gönül mahirim.

Koşar, yüzer bir de ata binerdi,
Güreş meydanında zoru yenerdi.
Usta sporcuydu, gerçek hünerdi,
Engel tanımadı Mehmet Akif’im,
Teri kurumadı gönül mahirim.

Gönül sofrasına vurdu ışığı,
Yıldız eserlerle doldu kaşığı.
Sütün helal sana vatan aşığı!
Sanat güneşiydi Mehmet Akif’im,
Yürek ateşiydi gönül mahirim.

Diken tarlasında gülü derendi,
Savaş meydanında ümit verendi.
Asil, faziletli, belki erendi.
Ulvi değerimiz Mehmet Akif’im,
Aynı bedenimiz gönül mahirim.

Toplum eksenine uzak durmadı.
Cesur kalem idi haksız vurmadı.
Her dem gerçekçiydi hayal kurmadı.
Çağı aydınlattı Mehmet Akif’im,
Farklı renkler kattı gönül mahirim.

Vatan, bayrak aşkı; yandı, sönmedi!
Türklük ülküsünden asla dönmedi!
Şükür yaradana ruhu ölmedi!
Fikir önderiydi Mehmet Akif’im,
Türk’ün enderiydi gönül mahirim.

Adım Anadolu; Mehmet bağrımda!
Duyar Akif’imi zafer çağrımda!
Er soy cana gelir gönül ağrımda!
Burak ata biner Mehmet Akif’im,
Nurlu yola iner gönül mahirim.

  • Share/Bookmark
Devami
Page 4 of 6« First...«23456»
content top