selam arkadaşlar sizlere türkiyede gercekten komedi işini yapan cem yılmaz hakkında bazı seyler yazmak istiyorum

23 Nisan 1973′te İstanbul’da doÄŸdu.BoÄŸaziçi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümünde okurken Leman Dergisinde karikatür çalışmalarına baÅŸladı. İlk stand-up gösterisini Leman Kültür’de 1995′in AÄŸustos ayında gerçekleÅŸtirdi. 1995 Aralık tan itibaren de BeÅŸiktaÅŸ Kültür Merkezi bünyesi altında gösterilerine devam etmektedir. 2001 yılı sonuna kadar toplam gösteri sayısı 1200′ün üzerinde olup, bunların hemen hepsi kapalı giÅŸe oynayarak , kırılması güç bir rekorun da sahibi olmuÅŸtur.
Türkiye’nin birçok ilinde sahnelediÄŸi gösterisini aynı zamanda Avrupa’nın önde gelen ÅŸehirlerinde ve de Amerika BirleÅŸik Devletlerinde yine aynı baÅŸarı ile sahneye koymuÅŸtur. Leman Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarını “Karikatürler” isimli kitabında yayınladı. Åžu anda kitabı 14. Baskısındadır. 1998 yılında Ömer Vargı’nın yönettiÄŸi “HerÅŸey Çok Güzel Olacak” isimli sinema filminde Mazhar Alanson ile baÅŸrolü paylaÅŸtı. Bu filmi Türkiye ve Avrupa’da yaklaşık 1,800,000 kiÅŸi izledi.
Reklam dünyasında da adından söz ettiren sanatçı , “Panasonic” reklamlarının radyo spotlarıyla iki yıl üst üste Kristal Elma ödülüne layık görüldü. Bu firmanın TV filmlerinin yanı sıra “Mavi Jeans” reklamlarında da oynamıştır. 2000 yılının Ocak ayından sonra gösterileri Star TV tarafından yayınlanmakta olup bunları “Gösteri” adlı kasette de Bay Müzik ile piyasaya sürmüştür. Askerlik görevini Temmuz 2001 de tamamlayan Cem Yılmaz gösterilerine devam etmektedir.
Özel bir şirket için hazırladığı reklamlar serisi ilgi görmüştür. Reklam ve gösteri çalışmalarına devam etmektedir.
Cem Yılmaz’ın her yaptığının merakla beklenmesi boÅŸuna deÄŸil; her seferinde ‘hokkabaz’ misali yeni numaralarla çıkıyor ortaya. Senaryosunu yazıp oynadığı ve Ali Taner Baltacı ile yönettiÄŸi ‘Hokkabazda buna bi ornek.
Çok izlenen ama çok da tepki toplayan önceki iÅŸi G.O.R.A.’yla uzak yakın ilgisi yok! Yılmaz’ın ilk senaryosu olan “Her Åžey Çok Güzel Olacak”a yakın tatlar barındırsa da ona da benzemiyor. Bir sinema filminde bulunması elzem matematiÄŸi ve hissiyatı bulundurmayı baÅŸaran film, Cem Yılmaz’a ‘Sinemaya hoÅŸ geldin’ dememizi gerektiriyor. Biz de öyle yaptık; ‘hoÅŸ geldin’ dedik ve nasıl geldiÄŸini, nerelere gitmek istediÄŸini ondan dinledik.
‘Hokkabaz’ bir sahne insanının öyküsü; bir yerde de sizin yani.
Sahneye çıkan adamın durumuyla ilgili, ekip olarak hepimiz çok içeriden bilgi sahibiyiz. Dolayısıyla ilk anlattığımda herkes sahip çıktı. Yalnızca İskender’i oynamak deÄŸildi bu. Mazhar Alanson’un da sahneye çıkan adamla ilgili fikri var, Özlem Tekin’in de, Tuna Orhan’ın da. Hepimiz sahneye çıkıp baÅŸarılı olmayı da baÅŸarısızlığı da tecrübe ettik. Yani bu insanlar baÅŸarısız olduÄŸunda hisleri nedir?..
Peki filmin neredeyse her karesine sinmiÅŸ ‘görme’ mevzuunun kaynağı nedir?
Ağabeyimin gözlüğü hayatımızda hep bir hadisedir! Benim gözlerim kartal gibidir, ağabeyimin gözleri bozuktur. Çocukluğumuzdan beri göz doktoruna gideriz ve hep ben beklerim. Beklerken bunlar çıktı işte. (gülüyor)
G.O.R.A.’dan sonra farklı bir iÅŸ bu. ‘Her Åžey Çok Güzel Olacak’ta oynayıp senaryosunu yazmıştınız. Sinemayla iliÅŸkinizi siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Sinemayla ilişkim seyirci düzeyinde. Oyuncu olarak gelişimini tamamlamış, unvan sahibi biri değilim. Yönetmenlik hele çok uzak bir kariyer. Perdede izlemekten zevk alacağımız şeyi başkası yapmadan biz yapalım dedik. Amatör ruhla giriştiğim bir şey. Daha samimi oluşuyla ilgili sevincim var; ama diğerleri de başkasının beni ittiği, katı, profesyonel işler değildi.
G.O.R.A. mı mesela?
G.O.R.A. çıktığında bunu söylemek durumunda bırakıldım, söylemedim; ama o zaten baÅŸka bir iÅŸ. Karikatür çizdiÄŸim dönemlerden beri bu tip hikâyelerin adamıyım aslında; yani içinde dram da olan, yalnızca komiklik olmayan. Sahnede anlattıklarımın da temelinde bu var. G.O.R.A., tek film, ama çok izlendiÄŸi için büyütüldü. G.O.R.A. bir skeç film. Hokkabaz’sa “Cem Yılmaz bu tip filmler yapar” düşüncesine tepki. Aslında G.O.R.A. da samimi iken birden ‘çok satar’ gibi algılanmaya baÅŸlayacaktı. Dolayısıyla devamında onun gibi bir ÅŸey yapmak istemedim. Yine de o tarz fikirler var kenarda köşede. Ama sinemaya yakışan ÅŸeyin bu tarz hikâyeler olduÄŸunu düşünüyorum. G.O.R.A.’yı yaparken de böyleydi. Yani aslında ikisi de mümkün.
Hokkabaz’ın yerel bir dokusu da var, filmi farklı kılan.
Valla o mutluluk verir bana. Ama uzun zamandır yerellikten anladığımız ÅŸey Anadolu, ÅŸehirden anladığımız da BeyoÄŸlu. Bu kadar kısır deÄŸil! Ben ÅŸehir filmi yapıyorum, yapacağım da. Çünkü ÅŸehirde çok hikâye var. Yani bir sihirbazın hayatı da film olabilir. Derdim hikâye anlatmak. Çünkü bir seyirci olarak sahnede gördüklerimden o kadar tiksindim ki “Ya yapmayın artık!” diye sahneye çıktım ve hiçbir zaman seyirci hissiyatını kaybetmedim. G.O.R.A.’nın hak ettiÄŸi yer belli; onu çoluk çömbelek gidip gülelim diye yaptık, evet. Bunu da sinemada görmeye alışık olmadığımız bir hikâye görelim ki konu kapansın diye. Yani “Cem Yılmaz oyuncu mu, komedyen mi? Mazhar Alanson müzisyen mi, oyuncu mu?” bitsin. Yapan yapıyor!
Cem Yılmaz, Hokkabaz’da projeye sinmiÅŸ, sivrilmiyor.
Emin ol bu daha zor deÄŸildi. DiÄŸerlerinde daha çok zorlanıyorum. Logar’ı, Arif’i oynamak o kadar kolay deÄŸil, baÅŸka bir konsantrasyon ister. G.O.R.A., hayatımda en yorulduÄŸum iÅŸtir. Ama bunda hiçbir ÅŸey yapmamış gibi görünmek çok hoÅŸuma gidiyor. Ben deÄŸil baÅŸkası gibi izleyebiliyorsun.
Peki diğer oyuncuların durumu?..
Bu filmde bu karakterleri canlandıranların özel adamlar olması çok önemli. BaÅŸka sahalarda imajları var; Mazhar aÄŸabeyin, Özlem’in. Ama filmde kırıldı bu. Çok sanatçı insanlar abi! Mazhar Alanson’la çalışmak çok zor. İnsanların tercih edeceÄŸi bir oyuncu deÄŸil; ama bu role en uygun adam. Keza Özlem; ‘bir kız bulup dövme yaptırırız, Fatma’yı oynar’ deÄŸil. Hikâyeyi bitirdikten sonra diyalogları, onların oynayacağını bilerek, onlar ‘tamam’ dedikten sonra yazdım.
Ali Taner Baltacı’yla yönetmenliÄŸi nasıl paylaÅŸtınız?
Çok net! Hiç ’sen ÅŸuna bak ben buna bakayım’ gibi bir rol dağılımı olmadı. Benim hikâyeyi paylaÅŸtığım ikinci adam Taner. Taner’le daha yazarken her ÅŸeyini konuÅŸtuk filmin. Öncesinde yakın bir arkadaÅŸlığımız yok. Taner; set nasıl idare edilir, biliyor. Yönetmenlikte tecrübesi var. Benim de set tecrübem var; ama yazıp oynayıp ‘arkadaÅŸlar bir fikrim var’ diyen bir adam olarak. Sizin oyunculuÄŸunuzu Taner mi denetledi? Hiç kimse bir ÅŸey söylemedi ya, çok ÅŸikayetçiyim! (Gülüyor). Ulan bir kere de bize bir ÅŸey söyleyin kardeÅŸim, oluyor mu?
yorumlarınızı bekliyorum..
Bu Yazılar Dikkatinizi Çeker:
One Response to “Cem Yılmaz”

kardeşim kendi ile dalga geçecek kadar profosyonel çehresi aynı ama sanki ruh deyiştiriyor buda hali ile başarı getiriyor