Müzik;seslerin armonize edilerek kulaÄŸa gelen hoÅŸ tınıdır.Müzik ilk çaÄŸlarda doÄŸadaki seslerden yani;Hayvan sesleri insan sesleri ve doÄŸada bulunan diÄŸer seslerden meydana gelmiÅŸtir.Daha sonraki zamanlarda da Teknolojininde geliÅŸmesi ile müzik için enstruman sesleri müziÄŸe ilave edilmiÅŸtir.Müzik Cağımıza gelene kadar bir çok evrelerden geçmiÅŸtir.Ve günümüz elektronik müziÄŸi ile son bulmuÅŸtur…MüziÄŸin evreleri;Gotik dönem,Barok dönem,Klasik dönem,Romantik dönem,ÇaÄŸdaÅŸ müzik dönemi ve son olarak da elektronik müziÄŸidir.
DevamiGeleneksel Turk Halk Muzigi Ögeleri Ve Yorumlar
Türk Halk Müziği; Bir sanat endisesi olmadan, halkin duygu ve düsüncelerini, sevinç ve acilarini, yigitlik, göç, sevgi, sila özlemi ve daha nice güncel yasamin toplumsal olaylarini, içten gelen ezgilerle anlatabilen sözlü, sözsüz halkin ortak yaratma gücünün ürünüdür.
Geleneksel Türk Halk Müziğinin Temel Ögelerinide;
1. Türk halk kültürüne dayalı bir kültür olması
2. Anonim olması
3. Ortak halk verisi yapısına dönüşmesi için derin bir geçmişe sahip olması
4. Kulaktan kulağa sözlü gelenek halinde yaşamını sürdürmesi
5. Sanat endişesi taşımaması iddalı olmaması
6. Yöresel dil, tavır ve üslup özelliklerini taşıması,
7. Müziğin şiirle uyum içinde olması ne müziğin şiire nede şiirin müziğe ters düşmemesi
8. Kişisel bir görünümden ziyade toplumsal bir görünüm içinde olması
Geleneksel Türk Halk Müziğimiz bana göre; derin bir geçmişiyle bir kültür olarak kuşaktan kuşağa süregelmektedir.Geleneksel Türk Halk Müziğinin derin bir geçmişi olmasıyla beraber Türk halkının kültürünü yansıtmaktadır. Kültür; bir milletin tarihsel süreç içinde ürettiği ( dil, inanç, duygu, düşünce, örf ve adetler, sanat vb.) kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütünüdür.Kültür bir milletin, toplumun kimliğini oluşturduğu gibi onu diğer toplumlardanda farklı kılar.Halk Müziğimizin söyleyeni ise yani Atalarımız; Türk halkının dilini, inancını, duygu ve düşüncesini sözlü yada sözsüz bir şekilde yansıtarak dile getirmiştir. Bugün nasıl biz Fransız, İngiliz, Alman veya Amerika Halk Müziğini dinlediğimiz zaman onlar gibi dinleyip anlayamıyorsak aynı şekilde Geleneksel Türk Halk Müziğini kim dinlerse dinlesin Türk halkıyla yani; bizimle aynı duygu ve düşüncelere kapılamaz. Bizim gibi gülemez, eğlenemez, ağlayamaz. Bizide halk müziğimizde diğer ülkelerden ayrı kılanda budur. Bu yüzden türküye türkü diyebilmemiz için bizim kültürümüzü yansıtması gerekir. Tabi Geleneksel Türk Halk Müziğine Türkiye müziği diyemeyiz çünkü bu müzik belirli bir coğrafyanın müziği değildir. Atalarımızın devamlı coğrafya değiştirmesi bunun en önemli nedenidir.
Müziğimiz hiçbir zaman ilk çıkışlarındaki varlıklarını koruyamamıştır. Durmadan değişime uğramıştır. Bu durum yalnız ezgilerinde değil, sözlerinde de görülür. Pek az değişikliğe uğrayıp sürekli yaşayanlar, toplumun ruhunda derin iz bırakan türküler vardır. Bunun nedeni kimisinin oyun havası kazanması, kimisininde o yörenin yaşantısı ve ahlakı ile ilgilidir. Coğrafya değişimi Geleneksel Türk Halk Müziğimizin anonimleşmesinde büyük rol oynamıştır.Anonim; yapanı, söyleyeni, ortağı belli olmayan demektir.Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar. Bizim müziğimiz sadece saraylarda veya medreselerde, müzik okullarında öğrenilen müzik değildir. Bugün köyümüzde Ayşe teyze veya kim olursa olsun, oğlu şehit olduğunda, kızı evlendiğinde, tarlasının verimi iyi olduğunda söylediği türküdür ama ona ait değildir. Atasından bize kadar gelip bizde kulak aşinalığı olupta söylemişizdir. Yani söyleyeni vardır ama bilinmemektedir. Geleneksel Türk Halk Müziğimiz bunun için Atalarımızdan gelmiş, derin bir geçmişe sahip olup bugün halkımızın tümünün söyleyebildiği ortak müziğimizdir.
Tarihimizin derin geçmişlerinden gelen Geleneksel Türk Halk Müziğimiz bilindiği gibi Atalarımız tarafından ilk olarak dile getirilmiş olup şuan Türk halkının ortak müziği olarak kabul edilmektedir. Çünkü sözlerinin anlam ifadeliği ve bunun melodi ile bütünleşmesi bizi derinden etkiliyor. İlk olarak atalarımız bu müziği söylerken hangi düşüncelerle söylediğini bilmiyoruz sadece varsayımlara ve derleme çalışmalarındaki rivayetlere göre konuşabiliriz. Ama bu zamanla günümüzde halkımızca sevinci, hüznü, aşkı, özlemi anlatan bir müzik olmuştur.Bugün ayşe teyzenin veya kimin oğlu şehit düşerse düşsün aynı duygularla ağıt yakacatır, aynı duygularla sözleri melodilerle bütünleştirecektir buda bize ait, bize mal olmuş bir müzik olduğunu ortaya koymaktadır. Başka bir milletin insanı bu duygulara kapılamaz ve anlayamaz bunun örnekleride çoktur.
SöylediÄŸimiz gibi Geleneksel Türk Halk MüziÄŸi kesinlikle meÅŸk yolu ile ağızdan ağıza, usta çırak iliÅŸkisi içinde sözlü ÅŸekilde günümüze gelmiÅŸtir ve bu devam etmektedir. DeÄŸiÅŸime uÄŸramış türkülerimiz vardır ama bunların büyük çoÄŸunluÄŸu melodilerdedir. Çünkü Geleneksel Türk Halk MüziÄŸinde önem arzeden söz olduÄŸu için melodi unutulabilir veya yok olabilir. Sözlerde de çok az denilecek kadar deÄŸiÅŸim olmuÅŸtur fakat melodideki deÄŸiÅŸim kadar deÄŸildir.Åžahit olduÄŸum bir olayı anlatayım. Ben asker olduÄŸum için bir çok ÅŸehit cenazesi törenine katıldım ve bu ÅŸehit cenazesi törenlerinde ağıt yakan anlar babalar gördüm fakat farklı melodilerde ağıt yaktılar sözlerdeki anlam genelde aynıydı. Bugün analarımızın babalarımızın veya daÄŸda çobanlık yapan birisinin başından bir olay geçtiÄŸinde ilk önce aklına söz gelir ve bunu mırıldanır sonrada sözleri melodi ile bütünleÅŸtirirler. Yani analarımızı babalarımızı atamızdan gelen ÅŸiirsel güzellikler öncelikle duygulandıryor müziksel hiçbirÅŸey yok sadece ilk önce ÅŸiirseldir. Bu yüzden melodilere fazla baÄŸlı kalınmamıştır. Bazı bestecilerimizin Türk MüziÄŸindeki eÄŸitimin meÅŸk yoluyla yapılmasını istememe sebepleri bu melodideki yok olma endiÅŸesi deÄŸilmiydi…
Anonim olan bu müziklerin yaratıcıları melodilerin önemli olup olmadığını bilmediÄŸi gibi sözleri melodilere dökerken kesinlikle sanat yapıyorum diye yapmamışlardır. Çünkü; o müziÄŸi yaparken o anda aklında olanların önüne bir sanat yapma endiÅŸesinin geçeceÄŸini düşünmüyorum. Bugün daÄŸlarımızdaki bir çobanımıza bir ÅŸiir versek bunu melodiyle söylermisin desek bize kalkıp ben bu ÅŸiirin melodisini “la” sesinden alayım veya makamı da bunun hüseyni olsun demeyecektir. Tamamen aklından geçen atasından yani geçmiÅŸinden ne duymuÅŸsa melodi olarak onu söyleyecektir. Zaten Geleneksel Türk Halk MüziÄŸi derin bir geçmiÅŸe sahip ama bu makamlar, notalar sonradan ortaya konulmuÅŸtur.Bu yüzden Geleneksel Türk Halk MüziÄŸinin özelliklerini makamlarını, ayaklarını usullerini bilende söyler bilmeyende söyler. Birde benim savunduÄŸum bir konu var; Müzikte bilmeyen daha çok yaratıcı olur. Bu nedenle Geleneksel Türk Halk MüziÄŸi hiçbir zaman sanat endiÅŸesi taşımamıştır. MüziÄŸimiz kesinlikle bir yere baÄŸlı kalmamıştır. Benim düşünceme göre müziÄŸimiz anlık kurallara dayalı bir müziktir, o an ne yapılmışsa kural odur.
Bu müziklerin yörelerine göre dili, üslubu, tavırları değişmektedir.Derlemeler sonucu notaya alınan bütün türkülerin kendine has bir yöresi bir üslubu ve tavrı vardır. Bunun nedeni daha öncelerde Türk halkının göçebe bir hayat yaşaması ve coğrafi konumdan kaynaklanıyor.Bugün Karadeniz yöresinin türküleri üslup ve tavır bakımından diğer yörelerden farklıdır. Bu nedenle türkülerimizde her yörenin kendine has bu gibi özellikleri bulunmaktadır.
Müziğimizin şiirle uyum içinde olması, ne müziğin şiire nede şiirin müziğe ters düşmemesi gerekiyor. Söylenen türküler yakılan ağıtlar atalarımızdan herzaman uyumlu bir şekilde kulağımıza gelmiştir. Bugün müzikten, notadan veya makamdan, prozodiden anlamayan analarımız, babalarımız müziğimizi kesinlikle uyumsuz bir şekilde söylememiştirler. Yapılan derlemelere göre notaya ve belirli kurallara göre hiçbir zaman prozodi hatasıyla karşılaşılmamıştır çünkü yapılan her özellik kural olarak kalmıştır.
Geleneksel Türk Halk Müziğimizin yani türkülerimizin söyleyini belli olamyıp ve kuşaktan kuşağa gelmiş olduğunu söylemiştik ve söylenen bütün türküler Türk halkının tüm yaşantısını belirlediği için toplumsal bir görünüm içinde Türk halkına maledilmiştir.
Yani kısaca; Türk Halk Müziği toplumun ortak duygu ve düşüncelerini yalın, samimi, duygulu, coşkulu ve içli ezgilerle anlatan köklü bir müzik sanatıdır. Türk halkının zevkle dinlediği bu müzik acı, sevgi, özlem ve gurbet gibi ortak duyguları, insanımızın mertlik ve kahramanlık gibi ulusal özelliklerini konu alan büyük bir kültür hazinesidir. Türk insanının tüm yaşantısını halk müziğimizde, özellikle onun sözlü biçimi olan türkülerimizde görmek mümkündür. Oluşumunda hiçbir sanat endişesi taşımayıp yalnızca duygu, düşünce ve yaşantı ürünü olarak ortaya çıkan Türk Halk Müziği ritim yönünden çok zengin, ezgisel açıdan ise oldukça renklidir. Tarihi çok eskilere dayanır. Türk insanının çağlar boyunca kendi kendine ürettiği, geleneklerini sürdürdüğü anonim karakterli bir müziktir. Her bakımdan Anadolu halkının ruhunu anlatan köklü bir halk sanatıdır. Ancak, Türk Halk Müziği denince, onu sadece Anadolu coğrafyasıyla sınırlandırmak doğru olmaz. Yaşadıkları ülke ve bölge neresi olursa olsun, oluşturulan bu eserlerin ve estiğin tek sahibi Türk insanıdır.
Devami