content top

MerVe

Dur buralarda gitme bir yere
Benim yanımda kal mervecik
Gözümden akan sana bir dere
Bir kez içine dal mervecik

Bağlandım saçlarına kul oldum
Sattın beni ellere pul oldum
Dağ yamacında açan gül oldum
Bu bahar güller al mervecik

Seni bekledik beş yıl boyunca
Mevlam bahşetti bize huyunca
Yuvamız şenlendi sen gelince
Gözümün nuru can mervecik

  • Share/Bookmark
Devami

Şiirler

ZAMAN

Kış, lodosunu gönderip toplatmıştı tüm serpintilerini. Martta da bir daha geleceğim diyordu zamana zaman kazandırmak için

Beyazım çalınırken
Ilık rüzgarla
Vakit yine gelmiş
Vakit de neymiş
Kış kim

hadi gülün, gülün goncası açıl artık ben gidiyorum. Zerdali sende sal kendini benden özenti beyaza. kara kedi çekiyorum ellerimi damlardan al senin olsun kızıl kiremit beyaz iyiydi ya zaman geldi işte geceye de bulutsuzluk armağan ediyorum bu kıyağımı da unutma.

Soframda birkaç kırıntı kalmış ya
Nisanda ara ara salarım üzerine
(Sen değil kedicik)
İyi gelir yudumlamak beni
Eğdikçe sarı beladan başını

Hüzünlenme o kadar da bela dediysek de hain değildir sarı güvercin o da iyi vakit bilir. Bir de şu vakit neydi hatırlasam.Bak kupkuru kalmışsın ama korkma dönüşüdür bu rengin renge, ölümün doğuma. Hele de ölümden sakın korkma. Hani mayıs sonunda estim de göğsünü germiştin ya öyle dur işte. Bu mayıs hangi aydı. Ay da neydi

Gecenin beyaz beni
Senin adın neydi
Kaçma benden
Her gece kuşanma
Değişme bir gün
Günü geç de senin adın neydi

Savrulun başaklar uçuşun bir günlük kelebekler gibi son nefesi verirken asılın demir keskiye. Saklansın kiminiz kiminizde ezilsin bana benzesin bana dönsün. Vaktinizi şaşırmayın ama. Bak ben unuttum hatırlamak da kolay olmadı… yağmurun topraktan size bezenmesi. savrulmanız rüzgarda. saralmanız gün aşırı, gün be gün boy attıktan sonra.sonra yeninden mahpusluk bir damda ve ben soğuğumla, uyku getiren ıssızlığımla…

Vakit vakti unuttuğum vakitti
Vakit benim sürengemdi
Vakit hatırlamaktı

Gecenin tutkulu aşığı
Ürkek vakitlerin
Sancılı şavkı
Deniz üstü köpük
Günün yılmaz bekçisi
Bütün kadimler
Ellerinizin kenetlenişine adıyorum zamanı
Zamanı sıkıca bağlanışınızdan anlıyorum
Dünü yarını bugünü.

Mustafa Akkoç

  • Share/Bookmark
Devami

Her Yerde Yazıyor Her Şey

yeni birşeyler yapmak lazım…

ayakkabılarımı değiştirmeli, kendime yeni renkler yakıştırmalı ve başka kapılardan çıkmalıyım

hava ısındı, şöyle fiyakalı bir şapka geçirmeli başıma; aylardır beklediğim güneşten sakınmak için

bir de kış boyu dahi çıkarmaya cesaret edemediğim kara gözlüklerimi takmalıyım, alışkanlık deyip

enfes bir yemekle damak tadımda değişiklik yapmalı, salatalardan çoban’ı masaya yerleştirmeliyim

sevinmek için uzun vadeli gemi yolculuklarına çıkma hayâli yerine, kağıttan uçaklarla yetinmeliyim

‘ben bir bulut, bir at, bir tenis kortu, bir fabrika, bir resim atolyesi, bir hazine… istiyorum’

imkansızlığından kendimi çekip çıkarmalıyım

‘aman da aman, ne kadar da büyümüş’ sözlerini duymayalı yıllar olduğundan,

artık yaşlandığımı bile kabullenmeliyim

neyin kötü, neyin iyi olduğunun insanlara göre değil, hiç değişmeyen ölçülere göre belirlendiğini

yetmedi bin kere kendi kendime temrin etmeliyim

‘ılık bir yaz yağmuru gibi mi?’ diyorsunuz,

ben de, ‘her renginden istiyorum’ diye karşılık veriyorum; ‘nasıl yani?’

şaşkınlığınızdan, inancınızda yaz yağmurlarının rengi olmadığını kabullenmeliyim

yeni birşeyler yapmak lazım…

başka bir eve taşınmalı, başka başka koltuklara oturmalı, başka başka çiçekleri sulamalıyım

apartmanın sokağı değişmeli, girişi… dairemin katı, numarası, yönü…

‘ne kadar da şıksınız bugün’ sözlerini duymazdan gelip şık olmamak için harcadığım enerjiyi yeniden toplamalıyım

bakın dolunay ne de güzel ışık saçıyor, bakın dost olmadan işte böyle yaşanıyor,

bakın hatırlanmayışınızın çok yılının saçlarınıza ektiği beyazlar bir bir çoğalıyor,

bakın hayallerinizde geleceğe dair gerçeklerden çok masalsı kahramanlar yer ediniyor,

bakın her geçen gün isteksizliğiniz iniş aşağı koşar gibi hızlanıyor,

bakın zamanla ne de az düşünür oluyoruz, sanki birileri ‘zamanla az düşünün’ diye ısrar ediyor,

bakın bakın… iyi bakın hepsi gökyüzüne asılı defter sayfalarında yazıyor,

hep beraber okuyalım: “Her sabah aynı kahvaltı sofrasını hazırlayıp başına geçen sen, sıcak çayını yudumlarken bir yandan da sabah haberlerini izliyorsun. Her şeye sessiz kalışın yanında senin dilini konuşan birisinin olmayışı tabiî. İçinden kim bilir, hızı saatte neredeyse üç-yüz kilometreye varan cümleler kuruyorsundur. Kapalı pencerelerin ve kapıların ardındaki insanların bu hızlı cümlelerin varlığından haberinin olması imkansız elbet, lakin sen konuşmayı unutmamak için en azından bu cümlelerin hızı kaç kilometre olursa olsun kurulması gerektiğinin bilincindesin. Durabilmek için… dayanabilmek için… yılmamak için… sürprizlere karşı hazırlıklı olabilmek için…”

yeni birşeyler yapmak lazım…

açmalı sineyi en genişinden her can taşıyana

‘gel’ demeli, ‘gel de sende demleneyim, hatırlat bana ne olduğumu’

bir hiç

bir sabun köpüğü

bir karpuz çekirdeği

bir fiyonk

bir nun, bir vav…

açmalı sineyi açmalı, en başta kendime

  • Share/Bookmark
Devami
content top